7-Burhanettin_Kayhan_afii_i

Türkiye'de bir dönemin gençlik lideri, MTTB eski Genel Başkanı, fikir ve dâvâ adamı, yazar yayıncı Burhanettin Kayhan, Bâbıâli Sohbetleri'nde yâd edilecek.

Bir dönemin gençlik lideri, fikir ve dâvâ adamı, MTTB Eski Genel Başkanı, yazar ve yayıncı Burhanettin Kayhan, Cağaloğlu'nda düzenlenen bir toplantıda rahmet ve saygıyla yâd edilecek.

bicakci-alaaddin-sofular002

Nidayi Sevim

Mehmet Kamil Berse'nin genel yayın yönetmenliğini yaptığı Şehir ve Kültür dergisinin yönetim yeri Fatih Yeşil Tekke Kuyulu Sokakta bulunuyor. Dergiyi almak için ay sonlarında bizzat mekâna uğrarım. 7. Sayısına ulaşan dergi önemli bir boşluğu dolduruyor. Tasarımı, içeriği, kâğıt ve baskı kalitesiyle her sayısı özel... Şubat sayısını almak için yine uğramıştım dergiye. Dergiler matbaadan henüz gelmemişti. Recep Çelik hocamızda oradaydı. Çay eşliğinde bir müddet sohbetten sonra namaz için müsaade istedim. "Bu arada dergiler gelir nasıl olsa" dedim. Mehmet Kamil Berse ağabey, namazımı büroda kılabileceğimi, bunun için ortamın müsait olduğunu söyledi. Fakat ben teşekkür ederek mescitte kılmakta ısrar ettim. Bu sefer tebessüm ederek:"Madem ısrarcısın o zaman Bıçakçı Alaaddin mescidini tavsiye ederim" dedi. İlk defa duymuştum bu ismi. Civarda bulunan Sofular ve Kambur Mustafa Paşa camilerini biliyordum fakat böyle bir mescidi şimdiye kadar nasıl fark edememiştim!

Mehmet Kamil Berse ağabey, yolu tarif etti. Yeşil Tekke Kuyulu Sokağın hemen karşı çaprazında bir sokaktan içeri girdim. 40-50 metre ileride sokak bitiyor ve merdivenler başlıyordu. Merakla merdivenlerden aşağıya inmeye başladım. Ne göreyim? Karşımda yaklaşık bin metre karelik bir alan. Ortasında da bir cami var. Bir zamanlar burası tekke imiş. Saklı bahçe diyorlar böyle mekânlara. Evet, burası adeta çöl ortasında bir vaha... İstanbul'da, Anadolu'nun birçok yerinde ve Balkanlarda gördüğümüz tekkelerin önemli bir yekûnu böyle kuş yuvası gibi kendisini gizlemiş. Günlük hayatın karmaşasından, stresinden bunalan insanlar da bir yolunu bulup soluğu bu manevi-uhrevi merkezlerde almış. Rahatlamış, huzur bulmuş ve yaratan ile bağını hiçbir zaman koparmamış. Buralar bir nevi sigorta veya şarj cihazı vazifesi görmüş. Rotasını şaşıranlara, bunalımdan kurtulmak isteyenlere kol-kanat germiş asırlardan beri...

Bıçakçı Alaaddin (Sofular) Camii, Şeyh Alâeddin Mescidi veya Alâeddin Mescidi ve Tekkesi olarak da bilinir. Fatih, Sofular Caddesini Horhor Caddesine bağlayan Molla Hüsrev Sokağının üzerindedir. Sümbül Efendi halifelerinden ve aslen Kırımlı olduğu da söylenen Şeyh Alâeddin Ali Kefevî (Ö.1562) 16. yüzyılın ilk yıllarında burayı mescid-tekke olarak yaptırmış. 1630'lu yıllarda, Veziriazam Bayram Paşa mescide minber koydurarak camiye dönüşmüş mekân. Zaman içinde tamirler de görmüş. 19. yüzyıl başlarında, Celvetî ve Sa'dî tarikatlarına birlikte hizmet veren mescid, tekkelerin kapatılmasından sonra sahipsiz kalmış ve pek çok tekkenin akıbetine duçar olarak harap olmuş. Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ve halkın yardımı ile 1974-1977 yılları arasında bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla ile yeniden inşa edilmiş. Cami, son hali ile Osmanlı mescidlerinin görünümüne kavuşmuş. Alt katında bir de kur'an kursu bulunuyor. Burada bir küçük not düşelim. Bıçakçı Alaaddin ismi bir yanlışlıktan kaynaklanmıştır. Asıl Bıçakçı Alaaddin (Unkapanı) cami, Haydar Mahallesindedir. H.190/M.1504 tarihinde vefat eden Bıçakçı Alaaddin Ali tarafından kendi adına yaptırılmıştır.

Bıçakçı Alaaddin (Sofular) Caminin en ilginç tarafı, sağ duvarına asılmış kupa şeklinde tuğladan yapılmış minaresidir. Şerefe yerine gövde üzerinde külâhtan evvel, pencereli ezan okuma mahalli konmuş. Bir başka benzeri tuğla olmamakla beraber Eyüpsultan Zal Mahmut Paşa Cami karşısında bulunan Silahi Mehmet Bey Camiinin minaresidir. Caminin doğu yönünde, Osmanlı üslûbuna yakın, mermerden ve sekizgen bir şadırvan yapılmış. Şadırvanın çatısı, üzeri kurşun kaplı külâh şeklinde olup sekiz mermer sütun tarafından taşınmaktadır. Burada bir şadırvanın gerekliliği fikrinden yapım aşamasına kadar büyük emeği geçen Mehmet Kamil Berse ağabey, doğma büyüme Fatihli olduğu için mekân hakkında oldukça malumatlı. Bu yazıya sığmayacak kadar hikâyesi var. Mesela 1987 yılında şadırvan yapımı ile başlayan sürecin sonunda bahçeden 300 kamyon çöp ve molozun kaldırılıp atılması. Çevre düzenlemesi ve hizmet binalarının hiç hesapta olmadığı halde bu süreçte yapılıp hizmete sokulması bu cümleden sayılabilir.

Kaynak_eme

Cami bahçesinin kuzeydoğu köşesinde tatlı suyu olan bir kaynak bulunmaktadır. Kaynak derken öyle ufak tefek bir şey değil. Nerdeyse bir değirmeni döndürecek yoğunlukta su akıyor kaynaktan. Hava yağışlı olmasına rağmen abdestimizi yüzyıllardır güldür güldür akan bu çeşmeden aldık. Mehmet Kamil Berse ağabey, bu suyu değerlendirmek, camiye de bir katkı oluşturabilmek düşüncesiyle bir proje geliştirmiş. Alabalık tesisi... Neden olmasın? Bu minvalde Su Ürünleri Enstitüsünden buradan çıkan suyun analizlerini yaptırmış. Suyun temiz olduğuna ve alabalık yetiştirilebileceğine dair rapor almış. Daha sonra çeşitli sebeplerle bu hayalini gerçekleştirememiş. Yine aynı mekânda sera tarzı organik ürün yetiştirme projesi de bir türlü hayata geçmemiş.

ilehane

Cami haziresi harabe halde... Etraf kırık dökük mezar taşı ile dolu. 1658 yılında vefat eden Süleymaniye Şeyhi Mısrî Ömer Efendi ve 1650 yılında vefat eden şair ve devlet adamı Azmizâde Haletî Mustafa Efendi'nin mezarları da burada bulunuyor. Bu mezar taşlarının arasında antik porfir sütundan dönüştürülmüş iki adet de sadaka taşı yer almaktadır. Alâeddin Mescid-Tekkesi'nin ilk yapılan binaları günümüze ulaşmamıştır. Sadece çevre duvarlarının bir kısmı, avlu girişi ve girişin yanındaki çeşme kalmıştır. Avlu girişinin üzerinde sülüs hatlı, tarihsiz bir kitabe bulunmaktadır. Hazirenin, çilehanenin ve kaynak suyu bulunan çeşmenin bir an evvel elden geçmesi gerekiyor.

Dergiye döndüğümde Mehmet Kamil Berse ağabeye gülümseyerek şöyle dedim:"Ağabey bizi böyle güzellikten mahrum mu bırakacaktınız?" O ise vaktiyle şadırvan ve cami müştemilatının yapım aşamasında katkıları olan bir arkadaşı ile aynı diyalogu yaşadığını tebessüm ederek anlattı...

Kaynak:Dunyabizim.com

Kitap_Fuar_21

Siirt Valiliği tarafından bu yıl 2. düzenlenen Kitap fuarı, Kooperatif Mahallesinde Valiliğe ait sosyal ve Kültür çadırında töerenle açıldı.

"Bir Kitaptır Siirt, Üç Dilde Yazılan" sloganıyla geçen yıl birincisi düzenlenen Siirt Kitap Fuarı, bu yıl "Geleceği Kitapla Kurmak" sloganıyla 31 Mart – 5 Nisan 2015 tarihleri arasında ikinci kez kapılarını kitapseverlere açtı.

Bu yıl 2. düzenlenen geleneksel Kitap fuarına, 19 yazar ve 80 yayın evi katılıyor.

Düzenlenen açılış törenine, Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz, Ak parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Aktay, Siirt Garnizon Komutanı Tuğgeneral Halil Soysal, Siirt Belediye Başkanı Tuncer Bakırhan, Kurum müdürleri, yazarlar, akademisyenler, öğrenciler, vatandaşlar ve davetliler katıldı.

Törenin açılış konuşmasını yapan Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. İhsan Süreyye Sırma, kitap fuarlarının artık çadırlara sığmadığını, önümüzdeki yıl bu tür etkinliklerin kongre ve fuar merkezinde yapılmasını talep etti.

Kitap ile ilgili çok anısının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Yasin Aktay ise, çocukluğundan beri kitapla bağını koparmayan biri olduğunu, çocukluk döneminde kıt imkânlar nedeniyle kitap bulmakta zorlandığını, hatta bazı durumlarda postadan mektup bekler gibi kitap beklediğini söyledi.

Aktay, çocukluğumda yayıncılardan kitap almak için posta aracılığıyla kitap beklediğini, gün geldiği zaman kitaba daha rahat ulaşmak için bir yayın evi kurduğunu söyledi.

Kitap fuarlarının geçmişle gelecek arasında bağ olduğunu belirten Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz, geçmişi tanımadan geleceği kurmanın mümkün olmadığını söyledi.

Vali Tutulmaz, "Geçmişimizi tanımamız ancak kitaplarla mümkün olacaktır. Geçen gün bir yerde çekilmiş iki fotoğrafı yan yana gördüm. Birinde toplu taşıma araçlarında oturan Japon gençleri, ellerinde kitap okuyor. Diğerinde de ise Türkiye'de çekilmiş bizim gençlerimizin bir kısmı elinde telefonla oynuyor veya internete giriyor. Diğerleri de bir birleriyle konuşuyor. İşte teknolojiyi yapanlar ile teknolojiyi kullananlar arasındaki en güzel fark. Bu fotoğraf her şeyi özetliyor."şeklinde konuştu.

Daha sonra düzenlenen etkinlik, açılış kurdelesinin kesilmesi, fuarın gezilmesi ile devam etti.

Siirt Valiliği fuar kapsamında öğrencilere kitap alışverişinde kullanılmak üzere 20 bin TL değerinde alışveriş kuponu dağıttı.

Gazeteci Yazar Prof. Dr. Yasin Aktay'ın söyleşi programı ve kitabını imzalamasının ardından, Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma kitapseverlerle bir araya gelerek, söyleşi yaptı. Kitaplarını imzalamasıyla etkinlik sona erdi.

2. Siirt Kitap Fuarı, 5 Nisan 2015 tarihine kadar her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak.

2-Yedi_klim_Dergisi_Afii

Bâbıâli Sohbetleir'nde bu hafta, 300. sayıya ulaşan ve bir okul dergi olan Yedi İklim Dergisi konuşulacak. Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal ile dergi yazar ve şairleri Yedi İklim'i anlatacaklar.

Edebiyatımızın okul dergilerinden Yedi İklim 300. sayıya ulaştı. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği ( ESKADER), yazı hayatımızda nesiller yetiştiren mektep dergilerden olan Yedi İklim için bir toplantı düzenliyor. "Bâbıâli Sohbetleri" çerçevesinde gerçekleşecek olan toplantıda Yedi İklim'in Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal ve derginin diğer kurucuları, yazar ve şairleri katılıp duygu ve düşüncelerini aktaracaklar, hâtıralarını dinleyicilerle paylaşacaklar. Edebiyatçı yazar İlyas Dirin'in yöneteceği sohbet toplantısı, Timaş Kitapkahve'de bugün (2 Nisan Perşembe) saat 18.00'de başlayacak.

3-nurettin_durman02

Cahit Zarifoğlu'nun yakın dostlarından Nurettin Durman, "Onunla edebiyat dünyasında başlayan münasebetlerimiz daha sonra dostluğa dönüştü. O, vefalı ve kolay bulunmaz bir dosttu." dedi.

Şair ve yazar Nurettin Durman, yakın dostluk kurduğu Cahit Zarifoğlu'nu Üsküdar'da anlattı. Nurettin Durman, Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde Cahit Zarifoğlu ile tanışmasının hikâyesini anlattı ve onun için kaleme aldığı günlükleri okudu.

7-nal_sakman

Tanınmış gazeteci yazar Ünal Sakman, "Bâbıâli'de eskiden idealizm hâkimdi. Ama fazla para girmeye başlayınca basın da bozuldu." dedi.

Osman Esgice (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'nde bu haftaki konuşmacı, tecrübeli gazeteci yazar Ünal Sakman'dı. Tercüman ve Türkiye gazetelerinde üst düzey yöneticilik yapan ve pek çok genç gazeteciyi yetiştiren Ünal Sakman, Bâbıâli'de yaşadıklarını anlattı. Sakman'ı yakın dostları ve meslektaşları ressam yazar Gürbüz Azak ile romancı senarist Üstün İnanç da yalnız bırakmadılar.

yunus_emre_iirleri-_nurettin_albayrak

 

GÖNÜL ÇALAB'IN TAHTI (Açıklamalı Yunus Emre Sözlüğü – Nurettin Albayrak)

"Yunus Emre'nin şiirlerinde yer alan bütün sözlük kelimelerinin birer birer ele alındığı bu eserde; kelimelerin etimolojileri, dünden bugüne bütün anlamları verilmiş ve kelimenin başta dinî/tasav-vufi yönü olmak üzere, birçok yönü üzerinde durulmuştur. Son olarak da bu kelimelerin geçtiği beyitler, kelimenin kullanım sıklığına göre bir, iki ya da üç beyit olarak tanık gösterilmiştir. Eserin "İnceleme" bölümünde Yunus'un doğum ve ölüm yıllarından başlanarak hayatı, inanç ve irfan dünyası, ümmiliği, eserleri, tarikatlarla olan münasebeti ve tarikatı, dili, şiirlerinin biçim ve muhteva özellikleri, şiirlerinde en çok kullandığı kelimeler ve bu kelimelerin dinî/tasavvufi lite-ratürdeki yeri, Yunus üzerinde dünden bugüne yapılmış çalışmalar üzerinde tenkidî bir anlayışla durulmuştur." (Dergâh Yayınları)