Zeynep Didem Gezgin

Büyük bir kültür kenti olan İstanbul'un Türk Edebiyatındaki yeri, diğer bütün şehirlerimizin toplamından daha fazladır. O kadarki İngiliz, Fransız, Alman edebiyatlarının yanı sıra Hint, Arap, Çin, Japon gibi Doğu edebiyatlarının da asırlardır vazgeçilmez ilham kaynağı olmuştur. Yine Doğu'sundan Batı'sına kimler gelmiş, kimler geçmiştir, bu büyülü şehirden. İklimiyle, havasıyla, bazen kargaşası bazen de masalsı atmosferi ve en önemlisi dinamizmiyle var olduğundan beri nice yazarları adata bir mıknatıs gibi kendine çekmiştir.

IMG_3416

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, kent arşivi oluşturmak için çalışmalar başlattı.

Kültürümüzün yansıtılması, sergilenmesi ve yaşatılması anlamında Siirt halkının geçmişte günlük hayatında kullanmış olduğu eski tarihi eşyalar Kültür Merkezinde sergilenmek ve kentin tarihine ışık tutmak amacıyla toplanmaya başlandı.

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli

İstanbul'a ilk gelişim daha sekiz yaşında1953 yılında oldu. İlk mektepte okuyorum. Kilis Kartalbey İlkokulu'nda başöğretmenimiz Kemal Devrimci birkaç sahifelik minik bir defter şeklindeki öğrenci kimliğini imzalayınca iskontolu biletle Gaziantep Narlıca Tren İstasyonu'ndan Haydarpaşa'ya ailemle birlikte üç gün iki gecede vardık.

tiyatro

Zeynep Didem Gezgin

Geleneksel dönemden ayrı olarak tiyatro tarihi üç safhada incelenebilir: 1839'dan 1908'e kadar olan döneme Tanzimat tiyatrosu, 1908'den 1923'e kadar sürece Meşrutiyet tiyatrosu ve 1923'ten sonrasına ise Cumhuriyet tiyatrosu denilir.

Türkiye'de Batılı anlayış çerçevesindeki tiyatrolar 1839'da Tanzimat'la başlamıştır. Bu düzen içinde daha sonraları 1908'de ikinci Meşrutiyetin ilanı ile hürriyet düşüncesi hâkim olmuştur. Bu adı gecen dönemler her ne kadar siyasi özellik taşısalar da tiyatronun gelişmesinde bu dönemlerin önemli etkileri bulunmaktadır.

tahlisiye

Zeynep Didem Gezgin

Eskiden plaj yoktu. Osmanlı döneminde şimdi olduğu gibi plajlar yoktu. Ancak insanlar denize girmek istiyorlardı. Osmanlı halkı güneş ve deniz suyundan yeterince yararlanamıyordu. Deniz hamamı adı verilen kapalı ve dışarıdan görülmeyen özel banyo yerleri Osmanlı dönemindeki bu ihtiyaca ve o dönemki İslami anlayışa uygun olarak ortaya çıktı.

Boğulanı kurtarana madalya verilirdi.

Zeynep Didem Gezgin

Osmanlı döneminde çok revaçta olan Demirhindi, en çok şerbet olarak tüketiliyordu. Bugün birçoğumuzun adını bile duymadığı bu kıymetli meyve birçok sağlık problemi için kullanılıyor.

Demirhindi sıcak ülkelerde yetişen sarı- kırmızı salkımlar halinde çiçekleri koyu kırmızı renkte, mayhoş tadda meyveleri olan, 20-25 boylarında bir ağaçtır. Osmanlı döneminde çok sık tüketilen bu faydalı meyvenin adı Arapçada ''hint hurması'' demek olan tamr-i hindi'den gelir. 10-25 m boyundaki ağaçları 7-20cm uzunluk, 2,5- 3,5 m genişlikte, keçiboynuzu meyvelerine benzeyen koyu kestane renginde meyveleri verir. Ortalama 150 yıl ömürlü bir ağaçtır demirhindi ağacı. Bir ağaçtan yılda 225kg'a kadar meyve alınabilir.

Zeynep Didem Gezgin

Fırtınalı zamanlarda gemiler için en korunaklı limandır. Cibali hemen karşı kıyısında Fatih'in gemilerinin denize indiği Kasımpaşa ile komşudur. Fetihten sonra Fatih Karadeniz'den ve Karaman'dan buraya gemiciler getirmiştir. 1516'da Yavuz Sultan Selim tersaneyi Gelibolu'dan buraya taşımıştır. Günümüzde Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın bulunduğu yerde Kanuni döneminde Sadrazam Güzelce Kasım Paşa, Yavuz Sultan Selim'in kurduğu tesisleri büyüterek ihya etmiştir.