2-kore

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

Fotoğraflar: Halil Küçük

BB Kültür ve Daire Başkanlığının Kore'de gerçekleştirdiği ve büyük ses getiren "İstanbul Kore'de 2014" organizasyonu, beyin takımı tarafından ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde anlatıldı. Kültür ve Daire Başkanı Abdurrahman Şen, kültürümüzü yozlaşmamış hali ile Kore'ye taşıdıklarını ve bu çalışmanın Türkiye tarihindeki en büyük kültür faaliyeti olduğunu vurguladı.

 

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından her Perşembe Timaş Kitapkahve'de düzenlenen Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Daire Başkanlığının düzenlediği "İstanbul Kore'de 2014" etkinlikleri konuşuldu. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen ve dünya basınında geniş yer bulan dev organizasyonun anlatıldığı programın takdimini şair ve yazar Özcan Ünlü gerçekleştirirken Kültür ve Daire Başkanı Abdurrahman Şen başta olmak üzere Genel Koordinatör Nurgül Yavuz, İBB Kültür Müdürü İsmet Gülen, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Ar-Ge Koordinatörü Ömer Altan, İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Salih Efiloğlu, Ömer Faruk Kuşol, Şevket Demirkaya, Ferruh Arslan, intibalarını ve organizasyon öncesi ve sonrasında yaşadıklarını anlattılar. Büyük emeklerle ve öz kültürümüzü yansıtma prensibi ile gerçekleşen etkinliklerin Koreli yönetici, akademisyen, sanatsever ve genç kitle tarafından büyük bir ilgi ve hayretle karşılandığına dikkat çekilen toplantıda, dünyanın birçok ülke yetkililerinin bu etkinlikleri kendi kültür şehirlerinde gerçekleştirmeleri konusunda Kültür ve Daire Başkanlığı ile irtibata geçtikleri ve bunda ısrarcı oldukları kaydedildi.

EDEBİYAT KÖPRÜSÜ KURULDU

Takdimi gerçekleştiren Özcan Ünlü, "İstanbul Kore'de 2014" programının edebiyat faaliyetleri içinde yer aldığını belirterek, organizasyonun üzerinden iki aya yakın bir süre geçmesine rağmen yankılarının sürdüğünü, bu faaliyetlerin turistik veya kongre gezisi olarak algılanmaması gerektiğini, beş yüze yakın ilim, fikir, sanat ve siyaset adamının iştirakiyle gerçekleşerek uluslararası çapta ses getirdiğini ifade etti. Orada bu faaliyetleri gerçekleştirmenin büyük bir ihmali de ortaya koyduğunu anlatan Ünlü, 1950'lerden bu yana Kore ile ilişkileri geliştirmede hiçbir çaba sarf edilmediğinin de anlaşıldığını ve bu kültür faaliyetiyle bu açığın büyük ölçüde kapatıldığını vurguladı. Edebiyat Sempozyumu'nda edindiği intibalar ışığında iki ülkenin birbirine ne kadar dost olduğunun da gözler önüne serildiğini dile getiren Ünlü, "Zamanla yarışan ve nasıl daha iyisini yapabiliriz diye kafa yoran bir ekip, bu organizasyonu oluşturdu. Edebiyat sempozyumunda Dede Korkut, Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve iki ülke edebiyatları anlatıldı. İki ülke edebiyatının kökleri birbirine benziyor. Özellikle edebiyat sempozyumu, bundan sonraki etkinliklerin de ana omurgalarından birini oluşturacak." dedi. Kore'deki yaşlı kuşağın Türk insanına büyük hürmet gösterdiklerinden söz eden Ünlü, simit ve çaya büyük ilgi gösterilmesini şaşkınlıkla karşıladıklarını söyledi.

DÖRT BİN PERSONEL ÇALIŞTI

Organizasyonun Genel Koordinatörü Nurgül Yavuz, etkinliklerin meydana geliş süreci ve Kore'de yaşananları anlattığı konuşmasında, 19 yıldan bu yana Kültür Müdürlüğünde görev yaptığını kaydederek "İstanbul Kore'de 2014" etkinliklerinin kendisi için ayrı bir yer tuttuğunu, bu faaliyetin ön hazırlıklarına 2010 yılında başladıklarını belirtti. Karşılıklı ziyaretler neticesinde organizasyonun İstanbul ayağının 2013 yılında gerçekleştiğini ve 2014'te Kore'de yapıldığını ifade eden Yavuz, "Bu etkinlik Türkiye adına ilk defa düzenlendi. Organizasyonun başarısı bize haklı bir gurur yaşatıyor. Bizim için çok kolay olmadı ama çok keyifli oldu. Birbirine yabancı iki ülke birlikte çalıştı. Faaliyeti gerçekleştirmek içinde dört bine yakın bizden ve onlardan personel görev aldı. Çok ses getirecek ve kalıcı etkinlikler gerçekleştirildi. Şu anda Kore'de ders olarak okutulacak yayınlar kazandırıldı." dedi. 2013 ve 2014 etkinliklerini hazırlarken ayrı bir ofis oluşturularak hem Kore hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi personellerinin bir arada çalıştığına dikkat çeken Yavuz, her bir etkinliğin hazırlık aşamasının bir yıl sürdüğünü, bu tecrübeyle birlikte bundan sonra çok daha büyük organizasyonlara hazır olduklarını belirtti.

KORE İÇİN DE BİR İLK

Organizasyon boyunca resmî görüşmelerde tercüman olarak da destek veren Ömer Faruk Kuşol, Kore'deki Türkiye algısını merkeze alan bir konuşma gerçekleştirdi. Yüksek öğrenimini Güney Kore'de yaptığını anlatan Kuşol, Kore'de gerçekleşen sayısız festivalde bugüne dek Türkiye'nin yer alamadığını, bunun da bir ukdeye dönüştüğünü belirterek şunları söyledi:

"Bu organizasyonu duyduğumda çok mutlu oldum ve bir anda kendimi içinde buldum. Türkiye Kore'de savaştan dolayı tanınıyordu fakat kültürel anlamda tanımıyorlardı. Türk vatandaşı nasıl giyinir, nasıl yaşar bunları hiç bilmiyorlardı. Kültürlerimiz ne kadar birbirine benzese de iletişim anlayışlarımız birbirinden farklı. Bunu bir problem olarak ele almak gerekiyor. Organizasyon esnasında iletişimi çok önemsedik. Çünkü iletişimsizlik probleme sebep olabilirdi. Yankılar çok güzeldi. Bir ülkenin Kore'ye gelip de kendini tek başına tanıtması söz konusu değildi bugüne kadar. Kültürel ilişkilerdeki katı tutumları ile tanınan Koreliler, bu organizasyonla bir ilki de yaşamış oldu."

TOPBAŞ'A DEVLET KÜLTÜR NİŞANI

Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Ar-Ge koordinatörü Ömer Altan, organizasyon ve öncesinde büyük emekler bulunduğuna dikkat çekerek, Kore'den dönüş yolunda sevinçli ve gururlu olduklarını ifade etti. "2013'de İstanbul'da bir kültür fuarı gerçekleştirdik ve Kore'ye ziyaretlerimiz başladı. Böylece Kore ve Korelileri tanıdık. Gyeongju şehrinde etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Bu şehir Kore için çok önemli. Bu bakımdan bizim için de merkezdi. 800 bine yakın insan katıldı. Bu inanılmaz bir rakamdı. Orada iki sahnemiz vardı. Sahnelerin birinin adı Ay, diğeri Yıldız'dı. Bu çok güzel bir etki oluşturdu." diyen Altan, Türkiye'nin birçok yerinden gelen ekipler tarafından gösteriler düzenlendiğini, bir Kapalıçarşı meydana getirerek burada klasik ve el sanatlarımızı tanıttıklarını anlattı. Busan ve Başkent Seul şehirlerinde de etkinlikler yapıldığını kaydeden Altan, Busan şehrinin tarihinde ilk kez Mehter Takımı ile buluştuğunu ve şehitlerimizi anarken hüzünlü anlar yaşandığını dile getirdi. Kore'de çok sayıda medya kuruluşunun ilgi göstermesine rağmen yerli basının bu organizasyona kayıtsız kaldığını anlatan Altan, İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın Cumhurbaşkanlığı Devlet Kültür Nişanı'na layık görüldüğünü sözlerine ekledi.

DUYGU VE HEYECAN SELİ

İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Salih Efiloğlu, organizasyonun kendi kültür değerlerimizi başka kültürlerle buluşturma amacı taşıdığını anlatarak Kore'ye taşınan kültür değerlerimizin tamamen kendimize ait olduğunu vurguladı ve şunları söyledi:

"Kendi ekibimizin bu işi yapması takdire şayandı. Kore dünyaya kültürel anlamda yeni açılıyor. Dünya nüfusunun üçte ikisini taşıyan bir coğrafyada Türk kültürünü tanıtmak büyük bir işti. Organizasyon alışılmış kültür etkinliklerinden farklı bir çizgideydi. Bu etkinliğin karşılığını hesaplamak mümkün değil. Maddi olarak hesaplanamaz. Sonuç hepimizi şaşırttı. O kadar duygulu anlar yaşandı ki, heyecanı anlatılmaz."

KORE'YE ASLIMIZI TAŞIDIK

İBB Kültür ve Daire Başkanı Abdurrahman Şen, konuşmasında organizasyon öncesindeki süreçte ve organizasyon sırasında yaşananları bütün detayları ile aktardığı konuşmasında "İstanbul Kore'de 2014"ün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük etkinliği olduğuna vurgu yaptı. "Türkiye tarihinin hiçbir dönemi ile kıyaslanmayacak kadar önemli ve etkileri çoğalarak sürüyor." diyen Şen, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın projenin gerçekleşmesi için elinden gelen bütün şartları zorladığını ve projenin gerçek kahramanı olduğunu ifade etti. Her sıkıntı ve problemde Başkan Topbaş'ın daima destek olduğunu anlatan Şen, ESKADER'e böyle bir toplantı ile destek verdiği için teşekkür etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kore geleneğini kırarak Gyeongju Belediye Başkanı bizi evinde bir yemekle ağırladı. Orada 'Bugüne kadar Gyeongju bir Kore şehriydi. İstanbullularla el ele tutuştuktan sonra Gyeongju da bir dünya şehri oldu.' sözlerini sarf etti ve kapanış konuşmasında bunu aynen yeniden dile getirdi. 800 bine yakın Korelinin programı takip etmesi bizi hayrete düşürdü. Her gün çevre şehirlerden insan aktı. Orada bir kıyas yapıldı. 114 ülkenin katılımı ile gerçekleşen Şu Forumu'nun, bizim etkinliğimizin gördüğü alakanın yarısına ulaşamadığını Korelilerden öğrendik. Belediye bu işi herhangi bir profesyonel şirkete vermediği ve İstanbul Belediyesi'nin bütün departmanları ile seferber olarak ve gönül ortaya konularak yapıldığı için bu sonuca ulaşıldı. Bu da Türkiye tarihinde bir ilk olarak kayda geçti. Medyamız sadece Başkanımızın aldığı nişanı haber yaptı, ancak oradaki etkinlikleri tanıtmadı. Faaliyetlerimiz on gün sürdü. Sinema ve edebiyat alanında bu etkinlikleri sürdürme kararı olduk. Tek sayılı yıllarda İstanbul'da, çift sayılı yıllarda Kore'de etkinlikler yapılmaya devam edecek. Oraya gittiğimizde Batı kültüründen referanslı etkinlikler götürmenin bizi anlatmayacağını, her şeyimizle yerli, otantik, orijinal kültürümüzle gitmeyi kararlaştırdık. Halk oyunlarımızın dejenere olmuş halini değil, köylerimizde oynanan ve geleneği yaşatan hallerini sergiledik. Biz Kore'ye defalarca gidip oradaki teknik şartları değerlendirdik. Onların ilgi alanlarını tespit ettik. O tespitler ışığında, olabildiği kadar benzerliklerimizin altını çizdik. Bizimle akrabalıklarını hatırlatmak istedik. Orada gördüğümüz bazı enstrümanların bizdeki gibi kullanıldığını tespit ettik. Vurmalı aletler de birbirine yakın. Bu çizgide müzik ekipleri götürdük. Aynı enstrümanların onlarda da olduğunu görmekten heyecan duyan çok sayıda müzikolog vardı. Edebiyat bölümünde popüler edebiyattan uzak durduk. Biz köklü ve detaylı bir bakış açısı ile yola çıktık. Başlangıç kültürümüzü aktardık. Böylece yine birçok ortak nokta yakaladık. Bu bildirilerden etkilenen akademisyenler Türk kültürünü daha derin araştırmaya yöneleceklerini açıkladılar. Bugüne kadar nerede olduğumuzu ve Yunus'u, Mevlâna'yı, Hacı Bektaş'ı, Dede Korkut'u neden daha önce anlatmadığımızı sordular. Bu soru bizi son derece etkiledi ve içimizi acıttı."

İlgi ile takip edilen toplantı hâtıra fotoğrafları ile sona erdi.

7-korem