Geyve_Aknclar-Aac

Zeynep Didem Gezgin

Osmanlı Devleti 1299 -1922 yılları arasında devam etmiş köklü bir devletti. Asırlarca sürmüş olan saltanatı boyunca üç kıtaya sahip olmuş gerek siyasi olaylar ardından devletin toprakları genişlemişti. Peki Osmanlı'nın beylikten devlete dönüşmesinin sebepleri nelerdi? Gelin hep beraber Osmanlı'yı inceleyelim...

Osmanlı Devleti'nin En önemli Unsuru: "Ordu -yı Humayun"

Osmanlı Ordusunun kuruluşu: Osmanlı Devleti'nin ilk yıllarında daimi ve düzenli birlikleri yoktu. Sınırların genişlemesi ve fetihlerin hızlanması ile kale kuşatmalarının uzun sürmesi bir ordunun kurulmasını zorunlu bir hale getirmişti.

İlk düzenli ordu Orhan Bey zamanında''yaya ve müsellem''adı verilen birlikler kurulmuş, daha sonraki yıllarda'' kapıkulu ocakları''kurulmuştur.

Ordunun Bölümleri:

Osmanlı Ordusu deniz ve kara kuvvetleri olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Kara kuvvetleri kendi aralarında kapıkulu askerleri, eyalet askerleri ve yardımcı kuvvetler ayrılmaktaydı. Şimdi de Ordu sistemini göz atmaya ne dersiniz?

Bir Başkadır Akıncılık

Akıncılar düşman bölgelerine ganimet için akınlar düzenleyen Türk kökenli düzensiz süvari gönüllüleriydi. Akıncılar 14 -16 boyunca Osmanlı genişlemesi için hayati öneme sahiptiler. Akıncılar yakaladıkları esirlerden aldıkları bilgileri merkeze iletirlerdi. Akınlar, katılan akıncı sayısına göre isimler alırdı. 100 kişiden fazla kişiyle yapılana haramilik, akıncı beyinin kumandası altında yapılana ise, akın denirdi.

İlk zamanlarda Akıncı Beylerin çoğu Osman Gazinin yoldaşları olan kumandanlarının çocuklarıydı. Akıncı beylerinin yetkileri çok geniştir, onlar istediklerini ocağa alır istemediklerini de ocaktan çıkarabilirlerdi.

Divan-ı Hümayun bu işlere karışmazdı. Çok güvenilen akıncı beyi büyük bir yetkiye sahipti, emirleri doğrudan doğruya padişahtan alırdı. Akıncı beylerinin rütbeleri sancak beyi seviyesindeydi. Silah ve teçhizatlara uygun olmadığından, akıncılar kale kuşatmasına katılmazlardı; ancak akıncı fedailerinden serdengeçtiler, kuşatılmış kaledeki düşmanın arasına dalarlardı. Akıncılar, sürekli ordu birliklerine dahil değildir. Rumeli'de serhat boylarına yakın yerlerde yaşayan akıncılar, sınır bölgelerinde pürüz çıkaran düşman memleketlerine ani baskınlar tertipleyerek

onları yıpratırlardı. Bu guruplar içerisinde en ilginci "deli"adı verilenlerdir. Delilerin silahları ise, akıncılarınki gibi kılıç, kalkan, mızrak, balta ve bozdoğandı.

Kabul Ediliş

Akıncılığa kabul edilmek çok zordu. Bunun doğrudan doğruya gönül rızası gerekirdi. Zira kötü bir akıncı, birliğin mahvına sebep olabilirdi. Çok süratli intikal, seri hareket, harikulade süvarilik, fevkalade silahşorluk bu işin olmazsa olmazlarındandı. Bazı istisnalar haricinde akıncılık, babadan oğul'a geçerdi. Akıncılar savaş zamanlarında ordudan önce düşman arazisine girerek, orduya yol açar ve kurulması muhtemel pusuları bozardı.

Akıncılar düşman topraklarına girecekleri zaman, kademeli olarak birkaç bölüme ayrılır. İlk kuvvetin karşısına mukavemet eden bir düşman çıkarsa, arkadakiler yetişip ona yardım ederdi. Akıncıların hücumları ani ve sert olduğundan, hemen her zaman düşman kuvvetlerini sarsıp dağıtırdı. Ayrıca Ordunun yolu üzerindeki hububat muhafazasını, sağlamak esirler vasıtasıyla düşmandan haber sağlamak, esirler vasıtasıyla düşmandan haber toplamak, köprü ve geçit gibi yerleri emniyet altında tutmak da akıncıların vazifeleri arasındaydı.

Akıncılı Olmanın Şartlarından Birisi de Türk Olmaktı

Devşirmelerin devletin her kademesine, hatta sadrazamlığa yükselebilme imkanı varken, akıncı olmaları imkansızdı. Bir akıncı adayı imanı köy kethüda'sı veya dürüst birini kefil göstermek zorundaydı.

Bunları Biliyor muydunuz?

Akıncı Beyini devletin tayin ettiğini, bu önemli kumandanlığın uzun süre Mihaloğlu, Evrenosoğlu, Turhanoğlu, Pehlivanoğlu ve Malkoçoğiu ünlü akıncı ailelerinde kaldığını ve babadan oğula intikal ettiğini biliyor muydunuz?

Napolyon'dan Akıncılara

Akıncıların en yiğitleri "dalkılıç" ve "serdengeçti" adı ile anılırdı. Bunlar akıncıların fedai kısımlarıydı. Bu fedailerin düşman içine dalmak ve mahzur bulunan bir kaleye girmek gibi çok zor görevleri vardı. Bu yiğitlerin çoğunun böyle bir vazifeden geri dönme ihtimalleri azdı.

İhtiyar Cezzar Ahmet paşa karşısında İlk yenilgisini tadan Napolyon'un şu sözleri, Osmanlı askerini anlamak açısından manidardır:

"Osmanlı askeri dalkılıç olmaya mecbur edecek kadar sıkıştırmak el vermez, bir kere dalkılıç olmayı göze almış birkaç yüz adam meydana çıkarsa, mağlup olmamak mümkün değildir."

Akıncılar Geliyor

Düşmanın iktisadi ve manevi yapısını alt ve üst ederek savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan akıncıların akın taktiği şöyleydi:

Akıncı ordusu belirli bölümlere ayrılır, ayrılanlar da daha küçük birliklere bölünerek yollarına devam ederdi. Sefer yapılacak ülkede her birliğin ele geçireceği şehir ve kasabalar önceden kararlaştırılır, dönüşte birlikler tekrar belirli yerlerde, fakat daha önce ayrıldıkları mevkilerde olmamak üzere birleşerek, vatan topraklarına dönerdi. Bu durum düşman ülkesini korku içerisinde bırakırdı. Kasırgalar gibi esip gecen akıncıların, ne zaman, nerede ortaya çıkacakları hakkında yüzlerce söylenti çıkardı.

Teşkilatın kaldırılışı

Aslında dönemin şartları ve uygun bir zemin olmaması temel neden olmakla birlikte, uzun mesafeleri, kısa sürede koşabilecek şekilde yetiştirilen ve birçok meziyeti olan akın atlarının eskisi kadar yetiştirilmemesi, bu teşkilatın zayıflama sebeplerindendir.

Fetihler döneminin sona ermesi ve duraklama devrinin başlaması ile akıncılar görülmez olmuştur. 1595 yılında Koca Sinan Paşa'nın Eflak'ta Prens Mihail'e yenilmesi üzerine Tuna'nın öte yakısında kalan akıncıların ve akın atlarının pek çoğu telef olmuştur.

16. yüzyıldan itibaren sayıları iyice azalan akıncılar, geri hizmetlerde kullanılmaya başlanmıştır. Akıncıların yerini bu dönemden sonra kırım Hanları'nın emri altındaki Tatar askerleri almıştır. Akıncı adı 1826 yılında resmen ortadan kalkmıştır.

Görüldüğü üzere Osmanlının yüz yıllarca ayakta durmasının en önemli sebebi mükemmel bir düzeni olan ordu sistemidir. Asırların etkisi ve değişen dünya ile birlikte orduda zaman zaman değişikliklere gidilmiş ve zamanla bu değişiklikler bazı teşkilatların kapanmasına sebep olmuştur.

Bilmediğimiz kelimeler

Ordu-yu Humâyun: (Osmanlı Darphanesi): Sefer sırasında ordu ile birlikte hareket eden seyyar darphanede para basılırken genelde İstanbul'dan getirilen kalıplar kullanılırdı. Ancak II. Mustafa (1695 - hicri 1106) döneminde bir istisna olarak darp yeri ismi olarak da kullanılmıştır. Çok nadir Osmanlı parasıdır.

Kapıkulu Ocakları: 'Kapıkulu Ocağı, Osmanlı Devleti'nin sürekli ordusunu oluşturan ve doğrudan padişaha bağlı olan yaya, atlı ve teknik sınıftan asker ocaklarına verilen addır. Kapıkulu ocaklarının kurulmasından önceki dönemde Osmanlı Devleti'nin askeri gücünü yayalar ve müsellemler oluşturuyordu

Müsellem: Osmanlı Devleti'nde, pek çok görevi yerine getiren, harp zamanlarında ordunun geçeceği yolları temizlemek, köprüleri tamir etmek ve yol açmak gibi...

Bozdoğan: Bir şahin türü, Yeniçeriler tarafından kullanılan ve atların eyerlerinde asılı duran altı toplu gürz.

Teçhizat: Donanım, bir iş ya da görevin yapılması için sahip olunan alet-edevat, (eski dilde teçhizat) demektir. Silah dışındaki savaş gereçleri, donatı

Köy Kethüdası: Osmanlılarda, köylerde devlet ile halk arasında ilişkiyi sağlayan görevli.

Dalkılıç: Savaşta düşman arasına dalmak için gönüllü yazılan asker.

Serdengeçti: Akıncılardan düşman ordusu içine dalmak veya muhasara altına alınan bir kaleye girmek için fedai yazılan kimseler. Bunlara ellerinde kınlarından sıyrılmış kılıçlarla bu tehlikeli işlere atıldıkları için "dalkılıç" da denilirdi. Düşman ordusuna dalacak veya kaleye girecek olanların dönmelerinden ziyade ölmeleri ihtimali olduğu için bu adı almışlardı.