2-bedri_gencer_ve_a.klla

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde "Külliye, Şehir ve Medeniyet" başlıklı bir konuşma yapan akademisyen yazar Prof. Dr. Bedri Gencer, "Medeniyet 'medine'nin, 'medine' külliyenin, külliye caminin, cami de mihrabın etrafında kurulur." dedi.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitapkahve'de gerçekleştirdiği Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta bilim dünyamızın değerli isimlerinden akademisyen yazar Prof. Dr. Bedri Gencer ağırlandı. "Külliye, Şehir ve Medeniyet" başlığını taşıyan konuşmasında, bu üç kavramın kökenlerine inerek kadim değerler üzerinden medeniyet algısını değerlendiren ve sohbeti büyük bir ilgiyle takip edilen Gencer, yapıtaşı niteliğindeki kavramların anlamlandırılması noktasında yapılan yanlışları dile getirerek önemli tespitlerde bulundu. Programı kültür tarihçisi Abdullah Kılıç yönetti.

Açılış konuşmasını ESKADER Başkanı Mehmet Nuri Yardım'ın gerçekleştirdiği programda takdimi gerçekleştiren Abdullah Kılıç, şehirlerimizi, mahalle kültürümüzü ve toplum hiyerarşisi çerçevesindeki iletişimi kaybettiğimizi dile getirerek bu kayıplarımızla ilgili sancılarımızın olduğunu vurguladı. Bu yaşanan kayıplar neticesinde külliyeyi ve şehir algısını toplumsal, sosyolojik ve felsefî açıdan yeniden değerlendirmenin son derece önemli olduğunun altını çizen Kılıç, külliyenin bizim vakıf kültürümüzün en önemli site yapısı olduğuna dikkat çekti.

 

KOZMİK ANLAYIŞLA KURULAN ŞEHİRLER

Konuşmasına şehir ve medeniyet ilişkisinin temel kavramlar üzerinden ele alınması gerektiğini vurgulayarak başlayan Prof. Dr. Bedri Gencer, bugün yaşadığımız handikapın kavramların özünü kaybetmemizden kaynaklandığını belirtti. Konuyu ele alırken anahtar kavramın "medine" olduğunu anlatan Gencer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Medine, dini yaşama yeri ve dini yaşama tarzı demektir. Bu yüzden din anlaşılmadan 'medine' anlaşılmaz. Din insanın maddi ve manevi bütün ihtiyaçlarını karşılamak üzere gönderilmiş ilahî bir ekonomidir. 'Medine' de bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde düzenlenmiştir. Dünyanın mevcut en eski şehri Şam'dır. Birçok şehrin cennet katlarının sayısını vurgulamak adına sekiz kapısı vardır. Fetih de şehrin kapısını açmak manasına gelir. 'Medine'nin çekirdeği 'külliye'dir. 'Külliye'nin bütünsel bir anlamı vardır. Aslı medresedir. Medrese-külliye, Batı'da algılanan karşılığı olan 'complex' değil, üniversitedir. Şu anda bildiğimiz üniversite o külliyenin yalnızca bir parçası olabilir. Geleneksel dünya görüşü, ister tevhidî (İslâm), ister pagan olsun hepsinde kozmik anlayışın merkez olduğu bir gerçektir. Medeniyet 'medine'nin, 'medine' külliyenin, külliye caminim, cami de mihrabın etrafında kurulur. Tevhit mihrapta tecessüs eder. Mihrap, nefis ile harp edilen yer demektir. Bu sebeple külliyenin bütün unsurlarında mihrap vardır. Unsurları birbirine bağlar. Çünkü her yerde nefisle harp devam eder."

ŞERİAT İSLAM'I MI, MEDENİYET İSLAM'I MI?

'Medine'nin temelinin cami olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bedri Gencer, İslâm'daki bütün ana kurumların camiden çıktığını, caminin ilim ve amel yeri olduğunu, medresenin sonradan ortaya çıkmış bir tabir olmasının yanı sıra medresenin ilk adının ve camiden ilk ayrılan yerin 'dârülhadis' olduğunu belirtti. Camiden sonradan ayrılan birimin 'dârülsünne' olduğunu da ifade eden Gencer, onun da sonradan tekke adını aldığını söyledi. Külliyelerin yapısı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Bedri Gencer, toplumsal çatışmalarla ilgili tespitlerini dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Külliyelerde farzların sırası gözetilerek önce hamam, sonra cami, sonra da insan ihtiyaçlarını karşılayacak tüm birimler inşa edilmiştir. İslâm, Peygamber Efendimizin uyguladığı İslâm'a karşılık geldiği için Medine'ye dârülsünne denmiştir. İslâm eşittir sünnet, sünnet eşittir edeb demektir. Medeniyet, şehirde yaşama edebidir. Batı, beşerî pratiğini zamanla dine entegre etmiş ve dinini bu pratikler şekillendirmiştir. Bunun sonucunda da tevhidî anlayıştan uzaklaşılmıştır. Osmanlı'da ise Yeniçerilerin tarikatı Bektaşilik, Osmanlı hanedanlığının ve toplumunun tarikatı ise Nakşibendiliktir. 19. yüzyıldan itibaren Cumhuriyet dönemini de kapsayan çatışma ve çekişmelerin temelinde Bektaşi-Nakşibendi çatışması vardır. Bu çatışmanın asıl kaynağı ise Katolik-Protestanlık çatışmasıdır. İslâm Batı'nın gözündeki Türk kimliğinde fıkıh ve şeriattı. Medeniyet olarak İslâm'ı ise Araplar temsil ediyordu. Batı'da da benzer şekilde Katolikler din anlamında Hıristiyanlığı temsil ederken, Protestanlar medeniyet anlamında Hıristiyanlığı temsil ediyordu.

İslâm'da şeriat bir ütopya idi. Bir türlü bu İslâm kurulamadı. Hz. Mehdi tarafından kurulacaktır. Bu ütopya suya düşünce medeniyet olarak İslâm tercih edilmeye başlandı. Bilim, sanat birikiminden oluşan ve İslâm'ın yerini alan bir sistem demekti bu. Bu tamamiyle Batılı din anlayışını benimsemektir. Bu iki cephenin şeriat tarafını Mehmet Âkif, medeniyet tarafını Yahya Kemal temsil etmektedir."

ŞEHİRLER DE İNSANLAR GİBİ

Osmanlı'nın medrese yapısına ve külliyeye getirdiği yeni bir şey olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Bedri Gencer, haşmetini gösterebilmek için sanata ağırlık verdiğini dile getirdi. Selçukluların Doğu'yu temsil ederken Osmanlı'nın Batı'ya yöneldiğini, bu yüzden yapılarda ve bilhassa kubbe yapılarında büyük farklılıklar olduğunu belirten Gencer, Osmanlı'nın sünnete büyük önem verdiğini anlatarak "Bütün selâtin camilerinde yakın zamana kadar bir âmâ müezzinin bulunmasına özen gösterilirdi. Çünkü Peygamberimizin iki müezzininden biri âmâ idi." İnsan bedeninin sağlıklı yaşamak için yer gereksinimi varsa şehirler için de aynının geçerli olduğunu söyleyen Gencer, merhum mimar Turgut Cansever'in bir şehirde en fazla bir milyon insanla sağlıklı bir hayat kurulabileceğine dair tavsiyesini hatırlattı. Belediyelerimizin artık 'complex' kavramı yerine 'külliye'yi kullanmasının hiçbir sakıncası olmadığını ve doğru kavram kullanmak adına da çok önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bedri Gencer, medeniyetin irade ile yaşanabileceğinin altını çizdi. Büyük bir dikkatle takip edilen program, çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

8-Bedri_Gencer