mehmet_tanrsever_toplntsndan

Elif Çelik (Sanatalemi.net)

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'nin düzenlediği "Sinema ve Medeniyet" konulu toplantı büyük ilgi gördü. Konuşmacı yapımcı, yönetmen Mehmet Tanrısever sinema ile ilgili çalışmalarını toplu olarak anlattı. Tanrısever, medeniyet ve sinema arasındaki ilişkiler hakkında konuştu. Toplantıya Türk sinemasının tanınmış yönetmenleri, oyuncuları ve sinema yazarları ile sinemaseverler katıldı.

Toplantının açış konuşmasını yapan Mehmet Nuri Yardım, 1970'li yıllarda rahmetli Yücel Çakmaklı ile başlayan millî sinema-yerli sinema çalışmalarının önemli bir noktaya geldiğini belirterek Mehmet Tanrısever'in sinemamıza kazandığı "Minyeli Abdullah", "Çizme", "Sürgün" ve "Hür Adam" gibi filmlerin çıtayı yükselttiğini söyledi.

 

Toplantıyı idare eden yönetmen Nazif Tunç ise konuşmasının başında şunları söyledi:

"Türk sinemasının iki kırılma noktası vardır. İlki Mesut Çakmaklı'nın 'Birleşen Yollar' diğeri ise Mehmet Tanrısever'in 'Minyeli Abdullah' filmidir. Mehmet Tanrısever, 1988-89 döneminde bir çok şeyin konuşulamadığı bir dönemde büyük bir cesaret örneği göstererek ortaya çıkmıştır. Bu zor dönemde 'Minyeli Abdullah' filmi ile ölçülebilen 500 bin seyirciye ulaşılmıştır. Sanat biraz da cüret işidir. Minyeli Abdullah filmi ile Said Nursî'nin adını anmıştır. Ardından da diğer filmleriyle çok cesaretli bir tavır sergilemiştir. En sonunda da Hür Adam ile de 1 milyonun üstünde seyirciye ulaşmıştır. Bu arada şunu da belirtmek isterim Türk sinemasının 100. Yılı sebebiyle en iyi 100 film seçilecek. Ancak seçim için değerlendirme kuruluna verilen filmler içerisinde ne acıdır ki ne Yücel Çakmaklı'nın, ne Mesut Uçakan'ın, ne İsmail Güneş'in, ne de Mehmet Tanrısever'in bir tek filmi yoktur."

ÇOCUKLUK YILLARINDA BAŞLAYAN YOLCULUK

Daha sonra söz alan yapımcı yönetmen Mehmet Tanrısever, 1960'lı yıllarda İstanbul'a geldiğinde en büyük hayalinin sinemaya gitmek olduğunu söyledi. Mehmet Tanrısever konuşmasına şöyle devam etti:

" 1980'den sonra İslâmî hassasiyetle elimi eteğimi dünyadan çektim.

Minyeli Abdullah filmini çekme niyetimi açıklayınca bizim camiadan bile bazı insanlar benimle dalga geçtiler. Film 19 kopya ile sinemada 500 bin kişiye ulaştı. Filmin daha fazla hâsılat yapmaması ve halka ulaşmaması için sinema salonlarını bize vermiyorlardı. Minyeli Abdullah, dindar insanlara moral verdi. Çünkü hikâyesi bizimdi, bizdendi."

Tanrısever daha sonra şu görüşleri dinleyicilerle paylaştı:

"ABD 1912 yılında Üniversal Stüdyoları'nı kurdu. Bugün 100 milyar dolar değeri var. 40 yakın TV kanalı var. Walt Disney stüdyolarının yıllık ziyaretçi sayısı 36 milyondur. ABD, sinemanın gücünü 100 yıl önceden gördü. Küresel Güç'ün üç ayağı vardır. Askeri ayağı Pentagon, Siyasal ayağı Washinton, Kültürel ayağıysa Hollywood'tur. 80'li yıllarda gözyaşları içinde Çağrı filmini defalarca seyrettik. Sinema büyülü bir dünyadır. Bizim düşünce filmlerimiz yok. 1988'den bu yana aradan geçen 25 yılda benim dışımda hiç bir sanayicimiz sinemaya finans sağlamadı. Ancak aynı sanayicimiz kapitalist bir marka için 1,5 milyon dolar bedel ile sponsor oluyor. Sinemacı ekonomik olarak özgür olmazsa üretemez. Sanatçı doğalgaz faturasını düşünerek sanat üretemez.

Gezi olaylarında bazı sanatçılar 'kaygılıyız' diye ilân vermişti. Ben de 'ümitvar olunuz' demiştim. Geçtiğimiz yıl 250.000 TL civarında sadece bu ve benzeri işler için para harcadım. Sinema en büyük eğitimdir. Güzel bir filme hazırlanıyoruz. Heyecanım devam ediyor. Doymadım. Hâlâ para kazanıp zarar da etsem sinemaya yatırma isteğim devam ediyor."

Nazif Tunç'un, "Minyeli Abdullah, Sürgün ve Çizme filmleriniz iyi romanlardan seçilmiş, bilinçli bir seçim gibi görünüyor. Misyonunuz nedir?" sorusuna Mehmet Tanrısever şu cevabı verdi:

"Minyeli Abdullah Hekimoğlu İsmail'in güzel eseriydi. Türkiye'yi nasıl kalkındırabilirizin mücadelesini verdik. Sürgün bir öğretmen hikâyesinden yola çıktık. İdealist bir öğretmenin hayatını verdik. Çizme'de günümüzü anlattık. Rahmetli Ömer Lütfi Mete'nin eseriydi. Hür Adam'da da farklı bir dirilişi anlatıyoruz. Bu film için Bediüzzaman Hazretleri'nin talebelerinden onay aldık."

Nazif Tunç'un, "Mürşid Ağa Bağ, Said Nursî'yi oynadıktan sonra, sinema dünyasında dışlandı, yok sayıldı. Siz de böyle bir dışlanmayla karşılaştınız mı?" sorusuna karşılık olarak şunu söyledi: "Açıkçası ben onları dışlıyorum. Reformist kafada bir insanım. Benim ekonomik bir gücüm olduğu için onlara minnet etmiyorum. Ben filmlerimi bizim dediğimiz televizyonlara bedava veriyorum ama yayınlamıyorlar. Olaylara hür bakıyorum."

SİNEMADA KUŞATMA VAR

Sinemada bir kuşatmanın sözkonusu olduğunu vurgulayan Tanrısever, "Muhafazakâr kesimde sinemaya yatırım yapan başka işadamı yok. 70 milyon içinde bir ben mi varım? Hiç başka sanayicimiz yok mu? Hür Adam filminden zarar ettik. 5 milyon bütçe ile yeni film Çanakkale'ye başlıyorum. Yeni filme bir kişi bile gelecek olsa yine de yapacağım. Sinemadaki kirliliğe karşı mücadele ediyorum. İyi bir filmle insanı doğruluğa, iyiliğe yönlendirebilirsiniz. Ben üstüme düşeni yapıyorum. Allah bize daha çok imkân verse, daha fazla film yapmak isterim."

Toplantıda bulunan ve Hür Adam'ın başrol oyuncusu Mürşit Ağa Bağ da işadamlarının sinemaya sahip çıkmadığını söyledi.

25 YILLIK PROJE ÇANAKKALE

Nazif Tunç'un "Devasa bir dönem filmini Çanakkale'yi çekmek istiyorsunuz. Bu film ile ne anlatmak istiyorsunuz? 5-6 tane Çanakkale filmi zaten yapılmıştı. Herkesten farklı ne söyleyeceksiniz?" sorusuna şu açıklamayı yaptı:

"25 yıllık bir projem.1990'larda Şehitliği gördüğümde eziklik duydum. Benim annemin babası Çanakkale de şehit oldu. İngilizlerin Anzaklar'ın mezarlıkları yanında bizim şehitliğimizin hali içler acısıydı. Bu Çanakkale filmi dünyada savaş filmleri içinde ilk 5'e girecek. İddiasız hiç bir iş yapmam. 2015'de vizyona girecek. Çanakkale bizim rüyamız."

SİNEMA YÜREKTİR

Mehmet Tanrısever sözlerini şöyle tamamladı:

"Sinema yürektir. Dik durmaya çalışıyoruz. 100 Bin liraya film mi olur? Hollywood'da Senarist, yönetmen her filmden 1 ile 5 milyon Euro arası para kazanıyor. Sanatçı ekonomik olarak özgür olmadıkça üretemez. Bediüzzaman'ın dediği gibi: Medenilere galebe çalmak ilim ve sanat ile olur."

Son olarak söz alan yönetmen İsmail Güneş de sinemayla ilgili düşüncelerini seslendirirken çok yorulduğu söyledi ve şöyle devam etti:

"Recep İvedik seyircisinin sadık olduğunu hatırlatmak isterim. Geçen gün twit attım, Recep İvedik seyircisini tebrik ettim. Sadık ve peşini bırakmayan bir seyircisi var. İki haftada 4 milyon 22 bin kişi gitmiş. Küsuratı bile bizi geçmiş."

Muhafazakâr kesimin sinemaya olan ilgisizliğine dikkat çeken Güne, "Sanatın bu kadar köreldiği bir zamandan, bugünden bir sonraki yüzyıla ne kalacak? İstanbul'un siluetindeki cam binalar kalmayacaktır. Kalacak olan bu yüzyılın sineması olacaktır. Biz ABD'nin 200 yıllık tarihini ezbere biliyoruz ama meselâ Balkan göçü sırasında 3 milyon kişi ölmüş, bunu bilmiyoruz. Ne zaferlerimizin sinemasını yaptık ne de hüzünlerimizin. Hâlbuki Allah, insanı bilinmek için yaratmıştır."

Programda hazır bulunan İhsan Kabil, Mehmet Uyar, Sait Taktak, Servet Engin, Coşkun Çokyiğit, Harun Yöndem ve Hüseyin Akçalı da düşüncelerini açıkladılar. Program, Ahmet Yüter Hoca'nın okuduğu dua ve aşr-i şerifin ardından çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu. Büyük ilgi gören toplantıyı takip eden bütün dinleyicilere Mehmet Tanrısever'in Hür Adam filminin cd'si ve müzik cd'si ile Varolmanın Yolunda Zengin Olmak isimli kitabı hediye edildi.

3-mehmet_tanrsever