1_tekke

Dünya'nın  İlk Kadın Sığınma Evi

 Eyüp Sultan, Gümüşsuyu Caddesi üzerinde bulunan "Hatuniye Tekkesi" Milli mücadeleye katılan tekkelerdendir ve 18. yy'a aittir. Hatuniye Dergâhı"nın bulunduğu Bülbülderesi Mahallesi, adını o dönemlerde Eyüp"ten geçen dereden almış olmalı. Bestekârlığıyla da tanınan Sultan III. Selim"in en güzel eserlerini bu derenin kenarında yaptığı bilinmektedir.

Milli Mücadele sırasında büyük hizmet ve fedakârlıklara sahne olan bu tekke, bakımsızlık nedeniyle pek çok örneği gibi yaklaşık 50 yıldır harap durumda idi. Tekke'den günümüze sadece yerlere yuvarlanmış, kırık, dökük Osmanlı dönemine ait mezar taşları ve bazı yapı parçaları ile işaret olarak yarım minare kalmıştı. Buda yetmezmiş gibi geriye kalan Osmanlı dönemine ait mezarların altı defineceler tarafından delik deşik edilmişti. Restorasyonu yılan hikâyesine dönen,  haziresinde 18. –19. ve 20. yüzyılın ilk çeyreğine ait mezar taşlarının da bulunduğu bu önemli mekân, nihayet kamu yararı gözetilerek verilecek kültürel fonksiyonlarla toplum yaşamına katılıp, sürekliliğinin sağlanması için yeniden inşa çalışmaları nihayet başlatıldı ve hızlı bir şekilde devam ediyor. 2010 yılı ortalarında açılışının yapılması bekleniyor. Bu önemli proje İstanbul"umuz ve Eyüp Sultanımız için hayırlı olsun.

 

Benzer durumda olan tarihi mekânlarımızın da bir an önce böyle önemli projeler ile hayata geçirilmesini temenni ediyoruz. 

Dünyadaki ilk kadın sığınma evi nerede kuruldu bilinmez ama Dr. Fatma Sedes'in aktardığı  tarihi verilere göre böyle bir ev Osmanlı İmparatorluğu"nda 18. yüzyıl başlarında Eyüp Sultan'da kuruldu ve 19. yüzyıl sonlarına kadar hizmet verdi. Çeşitli nedenlerle sığınacak bir yeri, tutunacak bir dalı olmayan kadınlar buraya sığınmışlardı. "Karilar Dergâhı" olarak da adlandırılan "Hatuniye Tekkesi"'ne sığınan Osmanlı teb'alı kadınlar, burada ilgi alanlarına göre çeşitli zenaatlar öğrendi. Böylece kimseye ihtiyaçları kalmadan geçimlerini sağlamayı başardılar. Dergâhta 16-80 yaşları arasında 100 kadar kadın bulunuyordu.  

 

1875 Yılında Tekkede Bir Matbaa 

 

Hatuniye Tekkesi'nin ilerisinde tam tepede, Pierre loti Turistik tesislerin içinden geçerek bahçesinde Bektaşi tarikatından kişilerin gömülü olduğu Karyağdı Tekkesi'ne ulaşılır. Buradaki en eski mezar 1779 tarihinde resmi olarak tekkenin yönetimine getirilen es-seyyid Muhammed Ali'ye aittir ve taşının üzerinde "Kutbül arifin gavsul vasilin hazreti karyağdı es-seyyid Muhammed Ali kuddise sirruh"ifadesi bulunmaktadır ve üzerinde tarih yoktur.  

 

Mehmed Necib Baba, (ö. Bursa 1296/1879)  Karyağdı Tekkesi şeyhi. Nicolas Vatin ve Thierry Zarcone'nin araştırmalarına göre bu şeyh tekkenin içine bir matbaa kurar. En azından, bilindiği kadarıyla, 1291/1874-1875 yılında tekke tarafından yayınlanan bir eser vardır. Bu yayın, sufi şiirlerinden oluşan, Risale-i la"ihat-i cami adında, 20 sayfalık küçük bir litografidir. İlk sayfasında, bu kitapçığın "Milli Eğitim Bakanlığı izni ile Karyağdı tekkesindeki Necib Baba Efendi matbaasında" basıldığı belirtilmiştir. 

Eyüp Sultan'da birkaç Tekke'nin tarihi ile ilgili yaptığımız kısa araştırmalardan da anlaşılacağı üzere ön yargıdan ve taassup'tan uzak olarak geniş çaplı araştırmalar yapıldığında kuşkusuz bu müesseselerin kültür ve medeniyet tarihimizdeki önemi daha iyi kavranacaktır. 

        Nidayi Sevim

 

HaberKültür.Net