1_hatuniye

Eyüp Sultan, Gümüşsuyu Caddesi üzerinde bulunan "Hatuniye Tekkesi" Milli mücadeleye katılan tekkelerdendir.18. yy'a aittir, Milli Mücadele sırasında büyük hizmet ve fedakarlıklara sahne olan bu tekke, bakımsızlık nedeniyle pek çok örneği gibi harap durumda idi. 

Site olarak çeşitli zamanlarda haber yaptık ve bir çok kurum nezdinde girişimde bulunduk. Sultan III. Selim'in de hat ve musiki öğrenim ve icra halkalarına katıldığı tekkeden günümüze sadece ayakta durmakta zorlanan birkaç Osmanlı dönemine ait mezar taşı ve bazı yapı parçaları ile işaret olarak yarım minare kalmıştı.

Buda yetmezmiş gibi geriye kalan birkaç osmanlı dönemine ait mezarlarların altı defeniceler tarafından delik deşik edilmişti.

Restorasyonu yılan hikayesine dönen bu önemli mekan nihayet yapının belirlenen ve fiziki imkanı nispetinde kamu yararı gözetilerek verilecek kültürel fonksiyonlarla toplum yaşamına katılması ve sürekliliğinin sağlanması için yeniden inşa çalışmaları başladı. İstanbul"umuz ve Eyüp Sultanımız için hayırlı olsun. Katkıda bulunan herkese Eyüp Sultan halkı adına şükranlarımızı sunuyoruz.

İŞTE HATUNİYE TEKKESİNİN MİLLİ MÜCADELE ZAMANINDA GÖSTERDİĞİ HİZMETLERDEN PASAJLAR...

Hâtuniye Tekkesi ve Saadeddin Ceylan

Kurtuluş Savaşı'nı zafere ulaştırmak amacıyla, en hayatî hizmetleri her türlü tehlikeyi göze alarak îfa şerefine mazhar olan tekkelerden bir diğeri de Eyüp sırtlarındaki "Hâtuniye Tekkesi"dir. Burası, silah ve cephane depolarına gayet yakın bir mıntıkada bulunmasından ötürü, kaçakçılık işinde en aktif çalışan tekkelerden birisi olmuştur. Bu tekkenin dindar ve vatansever müntesipleri, ecnebî askerlerin kontrolündeki silah depolarını boşaltarak İnebolu'ya nakle muvaffak olmuşlardır.(15)

Şeyh Efendi'nin, zaferden sonra tekke hizmetlerinin yazılması ve anlatılmasına şiddetle muhalefet etmesine; hatta kendisi ve müritlerine istiklâl madalyası verilmesi yönündeki teklifleri; "Biz bu işi, madalya almak için yapmadık! Biz derviş adamlarız. Bize, din ve vatan yolunda vâcib olan, bir hizmetin karşılığı olarak madalya almak yakışmaz!"(16) sözleriyle geri çevirmesine rağmen, Tarihçi Kadir Mısıroğlu'nun ısrarlı girişimleri üzerine, o zamanki faaliyetlere bilfiil iştirak etmiş olan oğlu Nazmi Ceylan Efendi, tekkenin hizmetleri hakkında özetle şu kıymetli bilgileri vermiştir:

"Biz Eyüb Grubu'nda çalıştık. O zaman İstanbul'da bu silah kaçırma işini, idare etmek üzere Mim Mim Grubu adıyla gizli bir cemiyet vardı. Bizim tekke ile bu gizli teşkilat arasında irtibat sağlayan ve Eyüb'teki faaliyetin reisliğini yapan edebiyat muallimi Hafız Kemal Bey'di... Beyazıt'ta şimdi yıkılmış bulunan bir kahvehanede herhangi bir müşteri gibi oturur ve teşkilatı idare ederdi...

...Civar sırtlarındaki silah depolarından kaçırdığımız silah ve cephaneleri önce dergâhın bitişiğindeki küçük caminin minaresine doldurup saklardık. Aşağıda Haliç kenarında ise İplikhâne Askerî Kışlası vardı... Bu silahları, etrafı gözetleyerek tenhâ bir zamanda ve ekseriye geceleyin arka tepeye geçip Kaşgâri Tekkesi'nden aşağıya doğru indirirdik. O zaman orada İplikhâne Hastahanesi vardı. Pederim Saadeddin Ceylan Efendi, aynı zamanda oranın da imamıydı. O'nun bu vazifesi işimize çok yarıyordu. Esasen ben de Harbi Umûmî'de tabur imamı olarak vazife görmüştüm. Bu hastahaneden te'min ettiğimiz tabutlar içine silahlar yerleştirir, gûya birisinin cenazesini taşıyormuş gibi tekkenin bitişiğindeki camiye getirirdik.

...Bir defasında da Ramazan münasebetiyle, ramazan davulu çalıyormuş gibi bir mânâ vererek davulun içinde el bombalarını kaçırdım... Bu faaliyeti bir hayli devam ettirdikten sonra fiilen cephede çalışmak üzere, silah kaçıran motorlardan biriyle Anadolu'ya geçmeye teşebbüs ettik. Fakat yakalanarak Arabyanhan'a götürülüp hapsedildik... Fakat kurtulur kurtulmaz, eski vazifeme daha hırslı olarak yeniden başladım. Bu hizmeti sevk ve idare ettiği için merhum Saadeddin Ceylan Efendi'yi vazifesinden attılar... Epey müddet açıkta kaldığı için bir hayli sıkıntı çektik. Fakat hamdolsun hizmeti aksatmadan yürütebildik..."(18)

KAYNAK: http://hak-dilaram.com
15) Mısıroğlu, age, s.266. 
16) Age, s.267-268. 
17) Age, s.268-273. 
18) Age, s.25-28; Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana'dan Sonra Mevlevilik, İstanbul, 1953