nuri_iyem

Recep Arslan  

Biz aile olarak birinci dünya savaşının da ikinci dünya savaşının da yoksulluğunu 1950’li ve 1960’lı yıllarda bile yaşamaya devam ediyorduk. Köyden şehre göçler hızlanıyordu. Şehirlerde her yıl yeni semtler oluşuyordu. Annem şehirliydi ama üvey baba ile aynı çatı altında bulunmasın diye alelacele evlendirilmişti. Tabi kendisi kadar kızları olan bir adamla. O benim babam. Köyden gelmişti şehre.

Nurullah AYDIN 

Dil; Toplulukları milletleştiren sosyal ve millî bir temel olgudur. Onları yığın olmaktan kurtarıp, inanç, ülkü, zevk, gönül ve kültür birliği zemininde bağımsız bir millet yapan yegâne unsurdur. Bu sebeple dil, en az din, vatan, bayrak, gelenek-görenek kadar belki daha da fazla önemli bir değerdir. Bir millet, bir çok vatan, bayrak, din, değiştirebilir; dili değişmediği sürece aynı milliyete mensup olma vasfını sürdürür. Aksi takdirde ya yok olur, ya da başka bir kültür dairesinde hayatını idame ettirir. Bu yüzden dil, milletin hafızasıdır.

medeniyet

İsmail Özmel

Dilin ilişkisiz olduğu hiçbir konu yoktur. Onun elleri, her düşünce ve varlığın üstünü örten, sihirli bir tül gibidir. Bütün safhaları ile insanı, eşyayı, beldeyi ve evreni onunla adlandırır, onunla anlatır, onunla yazarız. 

Dil, kendi kaynakları ve tarih içindeki maceraları ile varlığını sürdüren, bir anlaşma vasıtası olarak, onu konuşan milletin adı ile anılır.

doganayres025

Recep Arslan 

Şuur yerine canınız istiyorsa bilinç de diyebilirsiniz. Bir kelime varken yerine yeni kelime üretmenin şehevi hazzını tadamayanlardanım.

İLESAM İstanbul Şubesi her cumartesi günü saat 15.00'de İstanbul'da Beyazıt Devlet Kütüphanesi'nde bir konferans, bir konuşma purogramı tertipliyor. İstanbul Şube Başkanı Sosyoloji öğretmeni değerli Cafer Vayni güzel bir faaliyete imza atıyor.

Her hafta ilginç bir konuyu alanında ve o konuda çalışması olan bir değerli konuşmacı dinleyenl

SAITFAIK1Recep Arslan

Bir Adalı, Adapazarlı, Burgazlı. Yazları Burgaz adasında kışları Nişantaşı’nda yaşadı. 1906 yılında doğdu, 1954 yılında öldü.  

 

Hikayeci gazeteci. Aylak ve avare bir insan olarak tanındı.En acı duyduğu anlar ömrünün sonuna kadar duyduğu genç hikayeci lafıdır. Bu sözü her işittiğinde yüzünde acı bir tebessüm belirirdi. Amcası ve babası Adapazarı belediye başkanıydı. Babası milletvekili de oldu. Ekmek ve yarın kaygısı hiç taşımadı.