Ayşe Göktürk TUNCEROĞLU

Yeni SBS sisteminin tartışmaları devam ederken yeni ders yılı başlıyor. Yeni sistemde testler kaç defa olacak, nasıl olacak, hangi derslerden olacak.... Bunlar önemli konular elbette amma eğitimimizin yegâne meselesi test sistemi değildir.

Bu önemli konular arasında çocuklarımıza Türkçe öğretmeyi unutmayalım diye hatırlatmak istiyorum. Türkçe "çoktan seçmeli sınav" bahisleri arasında kaynayıp gitmesin.

 

Okullarımızın ilk vazifesi öğrencilere Türkçe öğretmektir. ABD'ndeki okullarda birşey dikkatimi çekmiştir hep. İlk, orta lise her sene her dönem mecburî olan iki ders vardır. Sadece iki ders: İngilizce ve Beden Eğitimi. Onun dışındaki dersler her sene her dönem alınmak zorunda değildir, öğrenci istediği dersleri seçerek mezuniyet için gerekli krediyi tamamlar. Ama İngilizce ve Beden Eğitimi seçmeye tâbi değildir. Her öğrenci, her sene, her dönem bu ikisini almakla yükümlüdür.

Türkçe öğretimi okullarımızda ciddiyetle ele alınması gereken bir konu. Gereken ciddiyetin gösterilmediğini, dilimizin pek de önemsenmediğini düşünen herhalde sadece ben değilim.

Geçen gün televizyonda bir kanalda, Medya Kritik programında bir spiker hanım gazete köşe yazarlarının o günkü yazılarından örnekler veriyordu. Kulağıma bir "vareste" kelimesi çalındı. Bu da nesi? Spiker hanım öyle bir telâffuzla okudu ki; kısacık bir a, son harfi de a'ya benzetti, çünkü tanımadığı bir kelime! Sanki "varda kosta" dedi! Öyle bir telâffuz! Cümlenin gelişinden anladım! Belki dedim, bir anlık şaşkınlık. Az sonra bir başka yazarın yazısını okumaya başladı. Tesadüf bu ya, o yazar da, aynı gün, aynı kelimeyi kullanmış, spikerimiz onu da yine "varda kosta" der gibi okuyunca.... Bir anlık şaşkınlık olmadığı anlaşıldı. Besbelli ki kelimeyi hiç duymamış. İki yazıya da baktım, ikisinde de "vareste" yazılmış! Eğer okul hayatında imlâ işaretleri hakkıyla öğretilmiş olsaydı, o yazarlar "vâreste"yi doğru yazarlar ve spiker kelimenin mânâsını bilmese bile doğru okur, durumu kurtarırdı, bilmediği anlaşılmazdı. Ama imlâ işaretlerinin önemi eğitim sistemimizin üzerinde durduğu maddelerinden biri değil!

Dilimizde bir şapka işareti vardır ve bu kelime "vâreste" yazılır. (Vâreste: Kurtulmuş, rahat, serbest, uzak) Öğrenciye gereken yerlerde şapka işareti kullanmayı ve bu işaretin o harfi uzun, bazen de ince ve uzun okutacağını belletebilirsek, köşe yazarları kelimeleri doğru yazar, televizyona spiker olmuş kişiler "vâreste"yi "varda kosta" gibi okumaz. Bu şapkanın, daha doğrusu şapkasızlığın doğurduğu o kadar çok hatalı okunuş var ki?!

Okullarımızda Türkçe öğretiminden bence Türkçe-edebiyat dersi hocalarının dışındaki hocalar da sorumlu olmalı. Meselâ, bir matematik öğretmeni veya tarih öğretmeni, müzik öğretmeni öğrencisinin konuşmasında, yazmasında bir Türkçe hatası gördüğü vakit uyarmalı, düzeltmeli. Dilimizden bütün öğretmenler mesuldür.

Bazıları diyebilir: "Vâreste kelimesi de Türkçe mi ki? Ne diye bu Farsça kelimenin derdine düştün?" Evet, Farsça. Şu yazının başından beri kullanılan kelimelerin bir çoğu da zaten Arapça, Farsça kökenlidir, bazıları Batı dillerinden gelmedir. Böyle diyenler de bu çeşit kelimeleri bol bol kullanmaktadır. Hatta isimleri de Farsça veya Arapça kökenli bir kelimedir muhtemelen. Ama farkında bile değillerdir, çünkü bütün bu kelimeler Türkçeleşmiştir. "Dünyada saf dil yoktur, bütün medenî diller ihtiyaç halinde birbirinden alışveriş yapar; kelimeler alınıp verilir, alınıp verilmeyen kurallardır. Her dilin kuralları kendine mahsustur." diye bir girizgâh yapıp Nihat Sami Banarlı'nın muhteşem kitabı Türkçe'nın Sırları'na lâfı getirmek mümkün amma, dilimizde de tüy bitti!