Recep Arslan
 
Bir görüşme metni okudum. Samet Altıntaş Prof. Dr. Rasim Özdenören ile görüşmüş. Mevlüt Karabulut bu görüşmeyi fotoğraflamış. Ama yalnızca görüşülen kişinin fotoğrafı ulanılmış. 73 yaşındaki yazarın  Türk edebiyatının en velud (üretici, verimli) yazarlarından biri olduğu kaydediliyor. Anlaşılamadığından şikayet ederek bu yüzden yazmaya devam edeceğini ifade ediyor Özdenören.

Sıkı bir dil işçisi, halis bir yazar sıfatları verilen Özdenören, 'Dilime özendiğimi söyleyebilirim' dedikten sonra  'şiir poemse,,,' diyor. Bence şiir şiirdir, neden poem olmalı anlamıyorum. İlla yabancı dil bildiğini ihsas ettirmek gerekir mi? Yoksa 'şiir poemse' demeye gerek yoktur.  İngilizce poem'e neden ihtiyaç duymalı?
Rasim Özdenören bir başka soruya da  not yet diye cevap veriyor. Sıkı bir dilci sıfatını hak ediyor olmalı bu cevabıyla.
İslam ve demokrasi ile ilgili de ilginç düşünceleri var yazarın. 'İslamcı parti kurarak İslam'a varılamaz demokrasi içinde' diyor.Siyasi partiler demokrasinin 'enstrümanı' demeyi tercih ediyor. Enstrüman yerine alet, organ, unsur, eleman demeyi tercih etseydi bence sıkı bir dilci sıfatına uygun hareket etmiş ve tercih yapmış olurdu.
'İslamcı parti kurularak İslam toplumuna ulaşılamaz' diyen yazarımız hayatı boyunca İslamcı partinin kanatları altında barındı. Türkiye'nin mevcut anayasa ile demokratikleşemeyeceğini söylüyor Özdenören ama yapılmak istenen yeni anayasa ile  Türkiye'nin demokratlaşabileceği konusunda fikir beyan etmemeyi tercih etmiş.
Asıl felaket şu cümlede:
Türkiye ya İslam yönetimini benimseyecek,ya da demokrat bir Türkiye olduğunu söyleyecek. 
Rasim Özdenören fikirlerinin anlaşılmadığı için yazmaya devam ettiğini söylüyor ama fikirleri kendisince de pek anlaşılmış gibi görünmüyor. İslam yönetimi nedir, demokrasi ile yönetilecek bir hilafet gerçekten de   olabilir. Raşid halifelerin seçimlerine, iş başına gelmelerine bakarsanız, atanan da var, seçilen de. Seçilenler ise seçkinler tarafından seçilmişlerdi. O halde İslam yönetimi dediğinde ne diyor Özdenören, önce bunu açıklamalı ama önce kendisine. Ama yazar 15 yaşından beri yazdığı halde bu güne kadar anlatamadıklarını bundan sonra da anlatamayacaktır.
Hem Özdenören hem herkes İslam karşısındaki tavrını ölçüp tartmalı. İslam'ı siyasal bir alan olarak mı, yoksa iman, ahlak ve ibadet alanı olarak mı algıladığını tespit etmeli.
Eğer insanları yönetmek istiyorsa bir insan, alanı bellidir. İslam'ı siyasal alan olarak anlıyor demektir. Her yönetim ateşten gömlektir. Her yönetici zalimdir. Yaptırımcıdır, baskıcıdır, dediğim dedikçidir. Her yönetim biraz Emevi'dir. Kerbela günahı her yönetimin ve yöneticinin defterine inikas eder.
İslam  yönetimi denilen her yönetim neticesinde diğer yönetme biçimleri gibi bir yönetme biçimidir. İran yönetimi de Suud yönetimi de Türkiye yönetimi de sonunda bir yönetimdir. Her yönetim devamını temin etmek için gerekli hukuki düzenlemeleri yapar, kurumları, muhalefetteyken karşı olduğu kurumları ele geçirdikten sonra o karşı olduğu kurumların hiç birinin hayatiyetine son vermediği gibi o kurumları yandaşlarına geçim kaynağı olarak kullanır.
İran'da da böyle, Suud'da da, Türkiye'de de, akla gelen her ülkede yönetimler son derece birbirine benzerler, adları ne olursa olsun. 
Rasim bey yazdığı kitaplara bir göz atmalı, söylediklerinin ne kadar açık seçik olduğunu irdelemeli. Mantık kaideleriyle barışık olup olmadığını da. Eğer anlaşılmıyorsanız, berrak bir şey söylemediniz demektir.
Mensup olduğunuz düşünce akımı iktidar oldu diye siz de moda olabilirsiniz. Ama bu size mal edilen sıfatları hak ettiğiniz anlamına gelmiyor. Nitekim bir görüşmede sorulara verdiğiniz cevaplardan size mal edilen sıfatlardan ne kadar uzak olduğunuzu lütfen görünüz.
'Beni kışkırtan yazarları severim' diyorsunuz. Her halde bu yazı sizi kışkırtacak ve bazı söylediklerinizi daha berrak, mantıklı izah etmeyi deneyeceksinizdir.