4-HaydarErglen

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

Şair ve yazar Haydar Ergülen, ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde şiirli ve şehirli bir sohbet gerçekleştirdi. Kendinde iz bırakan şehirleri anlatan Ergülen, doğup büyüdüğümüz şehirlerin yaşayışlarımızı ve bakış açılarımızı biçimlendirdiğini kaydetti.

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitapkahve'de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta şair ve yazar Haydar Ergülen ağırlandı. Ergülen'in yakın geçmişimizin ve bilhassa 80 sonrasının edebî hareketliliğine dair bilgiler aktararak, şehirlerin muhayyilesindeki ve kalemindeki izdüşümünü anlattığı toplantıda açılış konuşmasını yapan ESKADER Kurucu Başkanı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, Haydar Ergülen'in günümüzün önde gelen, kalemi üretken şairlerden olduğuna dikkat çekti. "Şiir ile Şehir" başlıklı bir konuşma yapan Ergülen'in doğduğu, büyüdüğü, okuduğu, gezdiği şehirleri otobiyografik kesitlerle anlattığı toplantının takdimini ESKADER Genel Sekteri Elif Sönmezışık yaptı. Haydar Ergülen hakkında biyografik bilgiler aktaran Sönmezışık, eserlerinden ve ödüllerinden bahsetti ve Haydar Ergülen'in 1980'lerden günümüze Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olduğuna dikkat çekti.

 

YAŞ ALDIKÇA KÖKLERİNİZE DÖNÜYORSUNUZ

Şiirin şehir işi olduğunu ve şehre dair bir iş olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Haydar Ergülen, Eskişehir'de doğup büyüdüğünü ve fanatik bir Eskişehirli olduğunu anlattı. Ergülen, kendisi için bir spor kulübünden öte olan Eskişehirspor'un 50. Yılı dolayısıyla vefa borcuna karşılık bir marş yazmakta olduğunu ve TRT için hazırlanan belgeselinin metinlerini hazırladığını belirtti. Eskişehir'de çocukluk döneminde Yusuf Ziya Ortaç'ın Akbaba, Metin Toker'in Akis dergisi ve gazeteler dışında takip edilecek süreli yayınların sınırlı olduğunu anlatan Ergülen, "Varlık ve Hisar ana akım dergilerdi. Onları mutlaka takip ederdik." diyerek insanın büyüyüp yaşlandıkça çocukluğuna, ailesine, köklerine, kültürüne daha çok döndüğünü ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

ŞEHİR ARKADAŞLIKTIR

"Şehir biraz da arkadaşlık demektir. Bu bakımdan Eskişehir, farklı kesimlerden, anlayışlardan, siyasetlerden, düşünce ve kültürlerden insanların arkadaş olabildiği yegâne şehirlerden biridir. Kozmopolit bir yapılanma olduğu, birçok etnik kimliği içinde barındırdığı ve bunu hazmedip özümsediği için bir arada yaşamanın en güzel örneklerinden birini sergiler, bunun için örnek bir şehirdir. Ortaokul yıllarında Hasan Âli Yücel'in Tercüme dergisinin eski sayılarını karıştırırken Dağlarca, Necip Fazıl, İlhan Berk, Cahit Külebi'nin şiirleri ile karşılaşmıştım. Sonra tercümelere yöneldim. Ve şiiri bıraktım. Şiir okumanın şiir yazmaktan daha önemli olduğunu kavradım. İyi şiir okurunun gerçekten şair olduğunu o zaman anladım. Üniversite yıllarına kadar Deneme dergisinde yayımlanan şiirim haricinde şiir yazmadım. Ankara'ya gittim Sosyoloji okudum ve 1980 sonrası üniversiteyi bitirince şiir yazmaya başladım. Böylelikle ilk kitabım Karşılığını Bulamamış Sorular 1981 yılında yayımlandı."

"HAYDARPAŞA, ESKİŞEHİR, ANKARA"

Ankara'dan sonra Eskişehir'e dönerek akademisyenliğe başladığını, sonrasındaysa İstanbul'a gelerek reklam yazarlığı yaptığını anlatan Haydar Ergülen, 25 sene reklam yazarlığı yaptığını ve bu işten emekli olduğunu söyledi. Reklam yazarlığı ile şiirin zıt kutuplarda yer aldığına değinen Ergülen, emekliliğinin ardından Ankara'da bir süre kaldığını bu süreçte "Haydarpaşa, Ekişehir, Ankara" başlıklı bir şiir kaleme almasının ardından artık şehir(ler) üzerine yazmaya başladığını ifade etti. "Bir kıskanmak varsa öykücüleri daha çok kıskanırım." diyen Ergülen, neticede bir yazarın veya şairin kullandığı dili zenginleştirmek amacıyla yazmayı sürdürdüğüne ve bu şekilde diline olan borcunu ödediğine dikkat çekti ve şunları söyledi:

İÇİNDEN NEHİR GEÇEN ŞEHİRLER

"Düzyazıya ağırlık vermeye başlayınca şehir üzerine daha çok yazmaya başladım. Eskişehir, İstanbul, Ankara, İzmir üzerine uzun uzun yazılar yazdım. Hayatımın önemli kısımlarını yaşadığım şehir olan İstanbul'a da şiir yazdım. İstanbul'un kendisi bir şiir ve şiiri çok olan bir şehir. Yine de İstanbul'a alışmam zor oldu. Çok güzel ve kadim bir şehir olmasına rağmen zordu. Bana göre Eskişehir sokak, Ankara evdir; İstanbul ikisi de değildi. Burada mekânlarda buluşuluyordu. Bizim de en çok bir araya geldiğimiz yer, Çorlulu Ali Paşa Medresesi'ydi. Sonraları gezmeye başladım. Balkanlar'dan başlayarak Avrupa ağırlıklı olmak üzere birçok yere gittim. Gittikçe de hangi şehirleri sevdiğimi düşünmeye başladım. Endülüs'ten ve civarından çok etkilendim. Endülüs üstüne yazmaya başladım. İçinden nehir geçen şehirleri çok sevdiğimi fark ettim. Eskişehir, Granada ve Saray Bosna böyle şehirlerdir. Bosna benim için temiz giyinmiş, görgülü büyük abla gibidir. Şehir ışıkları beni etkiliyor. Bunu ilk defa İspanya'da fark ettim. Her şehrin ışıkları kendine özgü ve herkese göre de farklı. Şehir ışıkları ile şiir doğru orantılı denebilir. Semt duygusu benim için bir ülkeyi sevme duygusudur. Ülkenin bir semtini bir şehir gibi seviyorsan ve orada herkese yer varsa o zaman yurdunu çok seversin. Bu yüzden ülkemi bir semt gibi seviyorum."

DEMOKRAT EDEBİYAT

Haydar Ergülen, "Nar" adlı şiirini seslendirirken, dinleyiciler arasında bulunan şair ve yazar Ali Hakkoymaz, Haydar Ergülen'e ithaf ettiği "Nar Güzeli" isimli şiirini okudu. Şair ve yazar Yusuf Dursun, edebiyat alanındaki keskin kutuplaşmanın şair ve yazarların birbirini anlamasına engel teşkil ettiğine vurgu yaparak bunun aşılmasının verimliliği ve bir arada yaşayabilme becerisini artıracağına inandığını kaydetti. Program sonunda soruları cevaplayan Haydar Ergülen, dinleyicilerle hâtıra fotoğrafı çektirdi, kitaplarını imzaladı. Sohbet toplantısına, özellikle genç edebiyatçıların büyük ilgi gösterdiği gözlendi.

5-Haydar_Erglen