4-baki-asiltrk-toplants

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta günümüz Türk şiiri konuşuldu. Konuyu çok yönlü olarak ele alan şair yazar ve eleştirmen Bâki Asiltürk, 1980 yılı sonrasında biçimlenen şiirimizin üzerine daha çok konuşulması gerektiğini vurguladı.

 

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği'nin (ESKADER) her hafta Timaş Kitapkahve'de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde "Günümüz Türk Şiirine Eleştirel Bakış" başlıklı bir program gerçekleşti. Programın takdimini edebiyatçı yazar İlyas Dirin yaparken konu üzerine akademik çalışmaları ve Türk Şiirinde 1980 Kuşağı isimli bir eseri bulunan Bâki Asiltürk, yaptığı konuşmada günümüz şiirini yakın dönem şiir akımları ile değerlendirdi ve günümüz şiirini anlamak adına yeni nesil akademik yaklaşımların önemli bir katkı sunduğunu kaydetti. Programda bulunan şair ve bestekâr Fırat Kızıltuğ ve ESKADER Kurucu Başkanı edebiyatçı yazar Mehmet Nuri Yardım, görüşlerini aktararak sohbete katkıda bulundular.

DEĞER VE ALGI DEĞİŞİMİ

Açılışı ve takdimi yapan İlyas Dirin, Bâki Asiltürk'ün aktüel edebiyat alanında çalışmaları bulunduğunu belirterek Türk Şiirinde 1980 Kuşağı isimli kitabının günümüz şiirine ışık tuttuğunu, şairliğinin yanı sıra inceleme ve deneme kitapları bulunduğunu kaydetti. Bilhassa 80'li yıllarda şiir içerikli çok sayıda derginin çıkmaya başladığını ifade eden Dirin, şiirin de yoğun bir şekilde bu dönemde verimli tartışmalara sahne olduğunu belirtti.

1980 kuşağı şiirinin günümüz şiiri adına bir milat olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek sözlerine başlayan Bâki Asiltürk, 80'lerden gelen usta şairlerin bugünkü şiir ortamında söz sahibi olduğunu vurguladı. 80 Kuşağı şairlerine de açıklık getiren Asiltürk, meydana gelen 12 Eylül Darbesi'nin ardından bilhassa 90'larda karakteristiği oturan 1970'lerden tamamen farklı yenilikçi bir zihniyetle hareket eden şairler grubunun 1980'lerde ortaya çıktığının görüldüğünü kaydetti. 80'lerde değişen şiir anlayışının farkına varmak için 60 ve 70'ler şiirini bilmenin önemli olduğunu ifade eden Asiltürk, 60 kuşağının bilhassa İsmet Özel ve Ataol Behramoğlu ikilisinin İkinci Yeni şiirine ciddi itirazlar sundukları bir kuşak olduğunu söyleyerek sözlerini sürdürdü:

BÜTÜN ZAMANLARIN ŞİİRİ

Bu süreçte İkinci Yeni şairlerini toplumdan kopuk olmakla, ayaklarının yere basmamasıyla, ülkenin gerçeklerinden bihaber olmakla, imgeyi ve çağrışımı anlamın önüne çıkarmakla suçlayan Halkın Dostları dergisinde uzun bir yazı halinde yayımlanan bir bildiri vardı. Aynı yıllarda benzeri sebeplerden Attilâ İlhan da İkinci Yeni şairlerini eleştirmişti. Bu ciddi itirazlar, İkinci Yeni şiirinin beklenenden kısa ömürlü olmasına sebep oldu. 80'lerde yeniden doğmak üzere İkinci Yeni akımı ara verdi. Hatta 80 kuşağı şairleri, İkinci Yeni şiirinin ilk kitabı kabul edilen Üvercinka'yı yıllar sonra yeniden yayımladılar. 'Toplumcu Gerçekçi' anlayış, şiirde konunun öne çıkması, estetiğin ikinci planda olması, biçimlendirme arayışların olmaması, serbest çağrışımların şiirden dışlanması, sadece anlamın ve mesajın öne çıkması, 60'lı ve 70'li yıllar şiirinin karakteristiği oldu. 80'li yıllarda ise bir gelenek arayışı meydana geldi. Buna karşılık ısrarla 'Toplumcu Gerçekçi' anlayıştan kaçınıldı. Mesaj ve anlam tüketilmiş ve farklı anlayışlar geliştirme anlayışı doğmuştu. Dönemin şairleri kendilerine bir gelenek aradıklarında yanlarında İkinci Yeni şairlerini buldular. Hatta daha da gerilere gittiler. Dönemin dergilerini tamamen taradığımda gördüm ki, bir yandan sembolistlerle ilgili dosyalar düzenlenirrken Ahmet Haşim ve Yahya Kemal'i bir arada anmayan şair yok gibiydi. Asaf Halet Çelebi yeniden keşfedilirken Hilmi Yavuz'un katkılarıyla Behçet Necatigil yeniden hatırlanıyordu. Behçet Necatigil Şiir Ödülü 80'lerin en önemli ödülüydü. Bu ödülü almayan şair neredeyse kuşaktan sayılmıyordu."

DİVAN ŞİİRİNİ HATIRLAYIŞ

80 döneminde Sezai Karakoç üzerinden Şeyh Gâlib ve Fuzûlî gibi klasik şairlere bir giriş yapıldığını kaydeden Bâki Asiltürk, bunun neticesinde divan şiirine de bir giriş sağlandığını, 2000'ler şiirini oluşturan kuşağın bütün dönemlere ilgi duyduğunu ve bütün bu kaynakları değerlendirdiğini kaydetti. 80'lerde şiirin değerleri değişince 'Toplumsal Gerçekçilik' odaklı şairlerin birçoğu kendilerine mecra bulamadı ve dolayısıyla elendi. "Şiir tarihi göstermiştir ki, hiçbir inanç sistemi, ideoloji ya da bunlara muhalif olmak bir kişiyi şair yapmaz. Şiirin kendine özgü değerlerine sahip olmayan ya da bunlara inanmayan kişi belki kısa bir süre tutunabilir ama öncü ya da temsilci olamadıkları aşikârdır." diyen Asiltürk, 80'lerde az da olsa bu çizgide şair olduğunun, ancak önceki dönemlerden iz taşımadığının da altını çizdi. Edebiyat yayın organlarının ve dergi editörlerinin dönemin ruhuna uygun şiir tercihlerini kabullenmelerinin, öncü edebiyat meselesine de kısıtlama getirdiğini anlatan Asiltürk, ilginç ve yenilikçi yönlere bakılmasının çok önemli olduğunu ifade etti. Türk Şiirinde 1980 Kuşağı kitabını hazırlarken dönem şiirinin zenginliğini fark ettiğini anlatan Asiltürk, "Yeni nesil akademisyenler, daha fazla Yahya Kemal üzerine tez hazırlatmak yerine günümüz şiirine daha çok eğiliyorlar. Bu tutum çok önemlidir. Günümüz şiiri daha da çok konuşulmalıdır. Çünkü geleneksel şiire dair çok sayıda araştırma yapılırken bugün gözden kaçırılmamalıdır." dedi.

TÜRK EDEBİYATI ŞİİR KAYNAKLIDIR

80'lerin sağ ve sol şiirini buluşturmak gibi verimli bir ortam sağladığını anlatan Bâki Asiltürk, "Dönemin şairleri hem birbirleriyle hem de geleneğin kaynaklarıyla barıştı. Bugün bu tutum neredeyse yok. O dönemde istisnasız bütün yayın organları her görüşten şaire yer veriyordu. Ciddi bir sinerji oluşmuştu. Bir vefa dönemiydi. Bugün bunu anlayamıyoruz. İnternetin varlığı da bu birleşimi zorlaştıran sebeplerden biri." diyerek, şiir konuşulan mahfillerin azaldığına da dikkat çekti. Türkiye'deki edebiyat dergilerini mütemadiyen şairlerin çıkarıyor olmasını Türk edebiyatının şiir kaynaklı olmasına bağlayan Asiltürk, "80'deki şiir ve şair ağırlığı son derece önemlidir. Bugün romanın öne çıktığı bir edebiyat dünyası var. Roman alınıp satılan bir metaa dönüştü günümüzde. Bu da en olumsuz taraflarından biridir. Şiir ise alınıp satılabilen bir şey değildir. Türkiye'de en çok okunan kitaplardan biri Orhan Veli'nin Bütün Şiirleri'dir. Ama kapağında baskı sayısını göremezsiniz. Ancak romanlarda bu çok önemli görülür ve baskı sayısı bir reklam aracıdır." dedi.

Çok sayıda dinleyicinin soruları ve katkıları ile zenginleşen program hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

4-baki-asiltrk-toplants