vahdettin_kk

Çengelköy'de bulunan ve 1955 ve 1984 yıllarında alınan iki ayrı kararla 'restore edilmesi' öngörülmesine rağmen, uzun yıllar ihmal edilerek kendi haline terk edilen 'Vahdeddin Köşkleri' "güçlendirme çalışmalarının ekonomik olmaması" gerekçesiyle iki rapor ve iki onayla yıkıldı.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve özel bir müşavirlik firması tarafından hazırlanan raporu onaylayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile 6 No.'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarihi köşklerin yıkılmasına olur verdi. Köşklerin en büyüğü olan ve padişahın şehzade iken ikamet olarak kullandığı Soğanbaşlı Sultan Vahdeddin Köşkü'nün yer aldığı Köçeoğlu, Ağalar ve Kadınefendi köşkleri 60 dönümlük koru içinde bulunuyordu.

 

İSTANBUL SİLÜETİNİ TAMAMLIYORLAR

Bir yangında harabeye dönen bu en büyük köşk, merhum Özal döneminde Cumhurbaşkanlığı Konukevi olmak üzere yeniden yapılmıştı. Kırım Harbi sırasında İtalyan askerlerinin hastanesi olarak kullanılan Köçeoğlu Köşkü ise, Cumhuriyet döneminde Ağalar Köşkü ile birlikte yıktırılıp yeniden yapılmıştı. Kâgir bodrum katı üzerine 2 katlı bu köşk yıkım öncesinde zaten harabe olarak bekliyordu. İstanbul silueti için oldukça önemli olan bu 4 köşkün yıkılması için, "köşklerin deprem güvenirliklerinin yetersiz olduğu, güçlendirme ya da yenilenmelerinin gerektiği, yenilenmenin daha uygun ve gerekli görüldüğüne" ilişkin İTÜ raporu ile özel bir müşavirlik firması tarafından hazırlanan iki rapor yetti.

30 YILLIK HASARLA BUGÜNLERE GELDİLER

6 No.'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun kararı ve İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nce düzenlenen yapı söküm belgesi ile birlikte yıkılan tarihi köşklerin yeniden yapılması, güçlendirilmesi ekonomik bulunmadığı gerekçesiyle daha uygun bulundu. 4 köşk için aslında onarım kararlarının ilki aslında 1955 yılında çıkmıştı. 1955 yılında alınan kurul kararı ile havuzu bulunan Köçeoğlu Köşkü hariç, diğer 3 köşkün yıkılmasında sakınca olmadığına karar verilmiş, Köçeoğlu Köşkü'nün ise "Korunması Gerekli Kültür Varlığı" olarak tesciline karar verilmişti. 1984 yılında alınan kurul kararında ise diğer üç köşk için de tescil kararı alınarak restorasyonunun yapılması kararlaştırılmıştı. Ancak 80'li yıllarda yapılması gereken onarım ve koruma çalışmalarının yıllarca ihmal edilmesi yapıların bugüne kadar büyük hasar almasına neden oldu. 1990'a gelindiğinde ise köşkler, Diyanet Vakfı tarafından satın alınmıştı. Köşkler, şimdi aslına uygun olarak yeniden yapılacak.

KALFANIN ÜZERİNE KAYDEDİLDİ

Padişah Vahdeddin Han'ın daha şehzadeyken yaşadığı köşk, Osmanlı hanedanının sürgüne gönderildiği 1924 sonrası kalfalarından birinin üzerine kaydedildi. Köşke hanedan mensupları ise 1952'den sonra geçebildi. Sonraki yıllarda parçalar hâlinde satışa çıkarılan arazi birçok defa el değiştirdi.

SEMRA HANIM BEĞENiNCE

Yeni Şafak'a konuşan dönemin Anıtlar Kurulu üyesi ve Türkiye'nin ünlü sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Semavi Eyice, köşklerin Diyanet Vakfı'nca kullanılmak üzere 1980'de restore edilmeye başlandığını; ancak restorasyonun dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın eşi Semra Özal'ın isteği doğrultusunda yarım kaldığını söyledi. Eyice, vakfın yenileme çalışmasını yürütürken Semra Özal'ın köşkü görüp çok beğendiğini söyleyerek, "Vahdeddin Köşkleri, kamulaştırılarak Başbakanlık Konutu olarak yapılmak istendi. Özal vefat edince yenileme çalışmaları da durdu" dedi.

Yeni Şafak

Soğanlı Kubbesiyle ünlü


Çengelköy'ün tepesinde bulunan ve son Osmanlı padişahı Vahdettin'in tahta geçmeden önce kaldığı köşk, soğan başlı kubbesiyle dikkat çekiyordu. Soğanlı kubbe özelliği sadece Vahdettin Köşkü'nde ve Moskova'daki bir köşkte bulunuyordu.Yıldız Sarayı'nda ağabeyi Sultan 2. Abdülhamid'i ziyâreti esnâsında Rus Çarı'nın gönderdiği bir hediyenin üzerindeki köşk resminden esinlenerek yaptırılmıştı. Köşkün iç taksîmâtını bizzat kendisi hazırlamış, planı ise Mîmar Vallaury'e çizdirmişti. Çengelköy'deki köşkte kalan Vahdettin ile hayatının son yıllarını Beylerbeyi Sarayı'nda gözaltında geçiren Abdülhamit'in birbiriyle beyaz mendille selamlaştıkları rivayet ediliyor.

Orhan Veli'nin 'İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı' adlı şiirini yazdığı 60 dönümlük koru içinde yer alıyor.