aydil_erol-foto

Aydil Erol

Tercüman gazetesi düzeltme bölümünde çalıştığımız günlerin birinde bir müzik yazısı geldi. Yazıyı, “estet ve tarihçi dostlarına” danışmalarına rağmen Refik Fersan ile Bekir Sıdkı Sezgin’i karıştıran sosyolojistlerin; “Ben Türk musikisini severim ama bilerek değil!..” buyuran mütefekkir-fıkracıların değil; ehlinin, erbabının, kısacası üstadının kaleme aldığı belliydi… Üzerinde tanımadığımız bir imza vardı. Kâğıt aynı, daktilo aynı (karalara kırmızılar karışıyordu) idi. Acaba, dedik, Yılmaz Öztuna, yeni bir takma imza mı kullanıyor?..

folklor
SELAHADDİN ADIGÜZEL
Tokat yöresi halk oyunları halen günümüzde köylerde yaygın bir şekilde oynanmaktadır. Kültürümüzün temel taşlarından biri olan halk oyunlarımızın anonim olması, çağlar boyu sürüp gelen bu geleneğin atalarımızdan bizlere miras alması bir töredir.

sultanucuncuselim

Koromuzun 18 Aralık Pazar günü saat 11.30'da CRR Konser Salonu'nda vereceği konserinde, sadece bizim değil, bütün insanlık tarihinin en zirve noktalarından biri olan Hz. Mevlânâ'nın 738'inci vuslat yıldönümü vesilesiyle bir araya geliniyor. Aynı zamanda büyük devlet adamımız ve musikişinasımız III. Selim'i de, 250'nci doğum yıldönümü vesilesiyle anma gerçekleştirilecek. Vesilelerin üstüste gelmesi, iki mühim yıldönümünü aynı başlık altında anma imkânını verdiği için III. Selim'in Suzidilârâ Mevlevi Ayini düzenlendi.

mehter_davul
İlk Türk boy ve budunları daha iyi topraklara ve daha güvenilir yerlere sahip olmak için, göçler yapmışlar ve bu göçler sayesinde Türk müzik kültürünü gittikleri ve yerleştikleri yerlere taşımışlardır.
Hunlar döneminde müzik resmî törenlerde, dinî ve askerî yaşam içinde yerini almıştır. İlk zamanlardan itibaren davul ve def gibi çalgılar askerî ve dinî törenlerde en temel çalgı olarak kullanılmış, devletin varlık, egemenlik sembolü olan tuğ takımlarının da bir unsuru olmuştur.

İlk büyük Türk müzikçileri Göktürkler döneminde yetişmişti. Dede Korkut Hikâyeleri kopuz eşliğinde anlatılmış. Türk sözlü edebiyatı bu sazla birlikte gelişmiş, Türkler Anadolu'ya bu çalgıyla birlikte gelmiş.
Yağmur uğultusuna benziyordu kalın tellerin sesi
Bir sırrı fısıldar gibiydi ince telleri
Uğultu ve fısıltı; iç içeydi ikisi,