3-nal_Bolat_toplants

Elif Sönmezışık (Sanatalemi.net)

Gazeteci yazar ve senarist Ünal Bolat, ESKADER'in düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde Türkülerin topluma kazandırılmasının önemine dair bir konuşma yaptı ve türkülerimizden haberdar olarak yetişecek nesillerin birlik ve beraberlik konusunda daha özenli olacağına dikkat çekti.

 

EZGİLER MİLLİDİR

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'in her hafta Timaş Kitapkahve'de düzenlediği Bâbıâli Sohbetleri'nde bu hafta Türkülerimiz konuşuldu. Birçok gazeteci yazar ve sanatkârın dinleyici olarak hazır bulunduğu toplantıda tasavvuf musikisinin yıldız sesi ve neyzen Ender Doğan, "İrfan Türküleri" albümünden iki türküyü seslendirerek dinleyicileri mest etti. Gazeteci yazar ve senarist Ünal Bolat'ın "Medeniyetimizin Oluşumunda Türkülerin Katkısı" başlığı altında yaptığı konuşmayı yönetmen Mustafa Nadir Önay takdim etti. Önay, türkülerin kaynağı ve beslendiği damarları anlattığı girizgâh konuşmasında, "Türkülerimiz, çağlar boyu yaşayıp gelen en önemli kültür değerlerimizdir. Telli sazlar ve vurmalı çalgılarla iki farklı stilde sese bürünerek damarlarımızda akar durur. Doğu'da başka Batı'da başka mânâları taşır." diyerek bir zamanlar Osmanlı toprakları arasında bulunan Rumeli ile yüz yıllık ayrılığımıza rağmen türkülerde birleşmemizin önemine değindi. Türkülerle kültürel dokuların karakteristiğini kazandığına dikkat çeken Önay, ezgilerin millî olduğunu ve toplumların birbirlerini ezgilerden tanıdığını ifade etti.

KÜLTÜRÜMÜZÜN 'ZİP' DOSYALARI

Konuşmasını toplum olarak türkülerimizden yararlanmamızın önemini anlatarak temellendiren Ünal Bolat, bu sahadaki düşüncelerinin dost meclislerinde biçimlendiğini ve artık toplumla paylaşılacak kıvamı bulduğunu belirtti. Türküleri kültürümüzün 'zip' dosyaları olarak tanımlayan Bolat, son yıllarda TRT Çocuk televizyonunda yayınlanan "Pepee" adlı çizgi filmde seslendirilen türkülerin küçük çocukların hafızalarına kazınmasının bunun en büyük delili olduğunu belirtti. "Toplumda bir öze dönüş hareketi var. Osmanlıca öğrenmenin bir devlet politikası olarak ortaya konmasının toplumda Osmanlıcaya olan ilgiyi nasıl körüklediğini hep birlikte gördük. Türküler için de ilköğretimle ilişkili bir devlet politikası geliştirmek bu bakımdan önem taşıyor." diyen Bolat, türkülerin coğrafyamızın kültür pınarlarının akmasını sağladığını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

AYNI TÜRKÜDE BİRLEŞMEK

"Artık algılar, olguların önüne geçti. Bir karikatürün dünyayı sallayışına şahit olduk. İnsanlık artık tepkisinde de övgüsünde de aşırılıklar sergiliyor. Birçok birleştirici unsur, siyasallaşma kıskacında kaldı. Algılar böyle olunca ne yaparsanız yapın politize olmakla suçlanıyorsunuz. Bu bağlamda din birleştirici bir unsur olmaktan uzaklaşırken etnik kimlikler ön plana çıktı. Buna rağmen bir öze dönüş varsa bu ayrışmanın çaresi bulunmalı. Artık müziksiz bir hayat düşünülemez oldu. Hayatın her merhalesinde müzikle iç içeyiz. Özellikle gençlik müziksiz yaşayamıyor. Türküler ise, gençlerin özü ile kopan bağını kuvvetlendirecek birer kültür tableti, bir nevi ilaçtır. Yerli, millî ve İslâmî yaşayışa dönüşte türkülerin etkisini göz önüne almak gerekir. Müzik türü olması çekicidir ve türküler kişiyi eğitildiğinin farkına vardırmadan eğitir. Herkesin ve her kesimin arkasını dönemeyeceği nadir unsurlardandır. Her düşünceden ve her etnik kökenden kişi aynı türküyü birlikte söyleyebilir. Gelecek nesillere kültür taşıyan kan damarı gibidir."

TÜRKÜCÜ NESİLLER

Türkülerin dinî ve itikadî bilgilerin yanı sıra, inanmaya, imana, ibadete teşvik ettiğini; tarih bilgileri aktardığını; kötü alışkanlıkları yererek iyi alışkanlıkları övdüğünü; âdet, gelenek ve göreneklerin tapusu olduklarını; kavramları, deyimleri ve atasözlerini taşıdıklarını; yöresel bitki, meyve, sebze ve hayvanları tanımaya imkân verdiğini ve Osmanlı literatürünün de taşıyıcı olduklarını anlatan Ünal Bolat, aşkın sevdanın, hasretliğin hası bulunduğunu ve psikolojik rehabilitasyon sağladıklarını ifade etti. Türkülerin anaokulundan başlayarak oyun saatlerinde, zil seslerinde, dersler arasında, türkü duymadık kulak kalmayıncaya kadar gündemde tutulması gerektiğini söyleyen Bolat, türkücü nesillerin kavgacı olamayacağını, suç işlemeyeceğini, bunalıma girmeyeceğini, topluma yabancılaşmayacağını, merhametli olacağını sözlerine ekledi.

TÜRKÜLER ÖĞRENİLMELİ, ÖĞRETİLMELİ

Dinleyiciler arasında bulunan gazeteci ve yazarlar birer katkı konuşması yaptılar. Şair ve yazar Sadettin Kaplan, türkülerimizin güftesi ile bestesi arasındaki uyumun önemine dikkat çekerek, hazin hikâyeler anlatan türkülerin oyun havalarına dönüştürülmesini eleştirdi ve "Türkülerimizin bazı mısraları atasözü gibidir." dedi. Tanpınar'ın "Türküler bizim romanlarımızdır." sözünü hatırlatan ESKADER Kurucu Başkanı Mehmet Nuri Yardım, Fethi Gemuhluoğlu'nun da bir düşünce adamı olarak türkülerle arasındaki sıkı bağın önemine dikkat çekti ve Ünal Bolat'ın bu yaklaşımını projelendirerek bir kitaba dönüştürmesi tavsiyesini dile getirdi. Şair ve yazar Yusuf Bilge, klasik mûsikî ile halk mûsikîsi arasında bir ayrıma gitmenin yanlış olduğuna dikkat çekerek öz mûsikîmizin kamplaştırıcı zihniyete kurban verilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Gazeteci yazar Hüseyin Sarıkoç, ortak söyleyebileceğimiz on farklı türküyü sıralamayacak durumda olduğumuzu belirterek, her çocuğumuzu ilköğretim çağında her yöreden bir türkü söyleyecek duruma getirdiğimizde birbirimizi daha iyi anlayacağımıza inandığını dile getirdi.

İLÂHÎ DİLDEN KUL DİLİNE

ESKADER Başkanı Şerif Aydemir, Harput yöresinin "Türkü bilen kötülük bilmez." atasözünü aktararak Kerkük, Urfa ve Harput üçgeninde türkülerin makamla söylendiğine dikkat çekerek Yemen türkülerinin bizde çokça nevâ bulmasının bu coğrafya bütünlüğünden kaynaklandığını ifade etti. "Tâ Orta Asya'dan gelen makamlar bölgede hâlâ yaşamaktadır. Bizim türkülerimiz ilâhî dilin kul diline tercümesidir. Bu sebeple bazı türküleri kemal-i edeple dinlememiz gerektiğini büyüklerimizden öğrendik." diyen Aydemir, Cemil Meriç ve Yahya Kemal'in türkülerle alakadarlığına dair hatıralar nakletti. Toplantının ardından Ender Doğan Çorum ve Sivas yörelerinden iki türkü seslendirirken İbrahim Güleç ise Malatya yöresinden bir türkü seslendirdi. Kalabalık bir dinleyici topluluğu tarafından büyük bir dikkatle takip edilen program, çekilen hâtıra fotoğrafları ile son buldu.

6-nal_Bolat_toplants