Yazdır
Gösterim: 1624
dede_efendi
Fırat Kızıltuğ
Türk Mûsikîsinin üç büyük bestekârundan (Meragalı Abdülkadir, Itrî, Dede Efendş) biri olan İsmail Dede de aynı zamanda şairdi. Üstelik edebî sanatlara vâkıf, muhteşem bestelerini kudretle dengeleyecek güfteler yazabilen bir şair.
Figânî’nin Farsça şiirinden yaptığı Acemaşiran yürüksemaî en mükemmel bestelerinden biridir.
“Ne hevây-ı bağ-ı sâzed ne kenâr-ı geşt mârâ
Heme hayretem ki, cânâ beçekâr-ı geşt mârâ”
Böylece Dede Efendi’nin Fars Edebiyatına da âşinâ olduğunu görüyoruz.

En tanınmış şarkısı olan “Gülnihal” in güftesinde kullandığı aruz kalıbı kendi buluşudur.
“Yine bir gülmihal aldı bu gönlümü
Sîm ten gonca fem bî bedel o güzel
Âteşîn ruhleri yaktı bu gönlümü
Pür edâ pür cefâ pek küçük pek güzel

Görmedim kimsede böyle bir dil-rübâ
Böyle kaş böyle göz böyle el böyle yüz
Âşıkın bağrını üzmeğe göz süzer
El aman pek yaman her zaman ol güzel”
Bu şarkının bu güftesi, bestesiz okunduğu zaman Türkçe’nin muhteşem mûsikîsi, kelime vurguları, hecelerin darbeleri ortaya çıkmaktadır. Edebiyatın iç mûsikîsini hisseder ve güçlü şekilde duyarız. Bu iç mûsikîyi barındıran şiir sayısı fazla değildir. Bestekârlarımızın eserleri öyle muhteşem ve göz kamaştırıcıdır ki, kimse edebî yönünü şimdiye kadar merak edip tahlil etmemiştir. Meselâ edebiyatımızda “Akis Sanatının” en mükemmel örneği yine bir büyük bestekârımızın, Yahya Nazîm Efedi’nin Şehnaz Yürüksemaîsinin güftesidir.

“Dîdem yüzüne nâzır nâzır yüzüne dîdem
Kıblem olalı kaşın kaşın olalı kıblem

Gamzen ciğerim deldi deldi ciğerim gamzen
Bilmem nicedir halim halim nicedir bilmem

Zahmım görünce cânâ cânâ görünce zahmım
Merhem sarasın ey gül ey gül sarasın merhem

Olsun ko Nazîm ey gül ey gül ko Nazîm olsun
Her dem yoluna kurban kurban yoluna her dem

Dede Efendi de akis sanatından hâlî kalmamoş ve bazı kaynaklarda Mahfî, bazılarında Nahifî adlı şairin güftesiyle nefis Rast şarkı meydana getirmiştir.

“Görsem seni doyunca doyunca görsem seni
Sevdim seni ben cânâ Cânâ ben seni sevdim”

Rast Makamındaki yürüksemâinin güftesi Dede’nindir.

“Yüzündür cihânu münevver eden
Fedâdır yoluna bu cân ü ten
Senin çün yandığım nedendir neden
Senden midir benden midir dildenmidir bilmem neden”

Gerek Gülnihal ve gerekse bu şarkı usûl olarak semaî ve yürüksemaîdir. Batılıların Vals temposunun aynıdır. Bazı safdiller, Dede Efendi batı müziği dinlemiş te, etkilenmiş iddiasını sakız gibi çiğnerler.
Bir kere bütün Mevlevî Âyinlerinin dördüncü selâmı semaî usûlündedir. Yine Âyinlerin son peşrevinden sonra mutrîp heyetinin çaldığı son yürük semaî de aynı usûldendir. On ikinci asırdan beri kullanılan bir usûlü Dede gibi Sultanıyegâh Makamını bulabilen bir dâhî, garbın valsinden niçin etkilensin. Bu safderûn kalem erbabı tersini niçin düşünmüyorlar? Onlar bizden yürütmüş olamazlar mı? Gerek Halk Mûsşkîmiz gerek Ananevî Mûsikîmiz sayısız örneklerle doludur. Bunları yazanlar hem de kara cahikdirler. Aslında Batı müziğini de anlayamazlar.
Dede Efendinin Aceaîran sengin Semaisinin güftesi şöyledir.

“Ey lebleri gonca yüzü gül serv-i bülendim
Ey ganzesi âşûb-ı cihan şâh-ı levendim
Bendeyledi sevdâ-yı muhabbet beni cânâ
Rahmeyle benim halime ey zülf ü kemendim

Dede Efendi hakkında üç tane kitap mevcuttur. Rauf Yektâ Bey’in 1925 te yayınladığı 44 sayfalık kitap, 1996 da Kültür Bakanlığının yayınladığı. Serhan Aytan, Ender Ergün ve Fatih Salgar’ın ortak hazırladıklaru kitap, 2004 yılında Fatih Salgar’ın hazırladığı ve Ötüken Neşriyat’ın yayınladığu Dede Efendi Kitabı.
Böyle bir dehânın ismini taşıyan Akademi veya enstitü yoktur. Külliyatının tamamı basılmamıştır. Neyse meseleyi uzatıp keyfimizi kaçırmayalım. Dede’ye sığınalım da şefaatine mazhar oluruz belki.

Karşıdan yâr güle güle
Yârim geldi cânım geldi
Servi gibi salınarak
Yârim geldi cânım geldi

Elindeki deste güle
Bakıyordu güle güle
Müjdeler olsun bülbüle
Yârim geldi cânım geldi.

Dede Efendinin bu Bayatî şarkısındaki güfte yapısı, Saz Şairlerimizin edasını taşımaktadır. Sanki bu güfteyi, Âşık Ömer, Âşık Dertli veya Emrah söyloemiş.
Bestelediği Mevlevî âyinlerine, Kâr’laruna, Beste veya semâilerine güfte yazabilen Dede Efendi, Halk Edebiyatına âşina ve yakın görünüyor.

Dedenin Galata Meyhânelerinde bir Eviç şarkısının, Rumca sözlerle söylendiğini duymuştum. Uzun süre aradım İki kaynakta güfteyi bıldum. Yıllar sonra Amerikadan gelen bir kayıtta eseri de elde ettim. Şimdi elimde hem de Ankara Radyosu Kütüpanesinin serî numarasını vfe tasnif heyetinin imzalarını taşıya notası da var.

Dede Efendi ekalliyetin bile gönlüne taht kurmuş.

15 Ocak 2012 Alanya