Yazdır
Gösterim: 814

Burak ÇETİNTAŞkaracaammtsorun

Osmanlı, İstanbul'un fethinden sonra gerek şehir surlarının dışında ve Anadolu yakası ile Galata'da büyük mezarlıklara büyük alanlar tahsis ve vakfetmiş;

gerekse şehir merkezinde cami, mescid ile benzeri vakıf eserlerinin etrafında ve mahalle aralarında pekçok irili ufaklı hazireler, yani küçük mezarlıklar oluşturmuştu. Sadece eski İstanbul'un suriçi bölgesinde 496 adet birkaç mezardan, birkaç yüz mezara kadar değişik büyüklükte hazire yeralıyordu. Son bir yüzyıldır umarsızca tahrip edilen; çoğu imar planları doğrultusunda yapılan istimlâklerle, bazısı ise keyfî uygulamalarla ortadan kaldırılan mezarlıklardaki tahrip bugün yine gündemde, zira sayısı gün günden azalan tarihî mezartaşlarının tahribi maalesef bugün de devam ediyor.

600 küsür senelik bir imparatorluğa başkentlik etmiş olan İstanbul'un en eski ve en büyük mezarlığı Karacaahmet'ti. Üsküdar'ın fakirlerinin sığındığı, dar ve birbirinden destek alırcasına yaslanmış küçüklü büyüklü evlerinin sıralandığı son sokaklar ennihayet geniş bir alana yayılan bu mezarlığa kavuşarak son bulurdu. Uzaktan şehrin silüetini belirleyen, günbatımında simsiyah kesilen kesif ve koyu yeşil bir servistân olan Karacaahmet'te milyonlar yatıyordu. Ancak, o gün de bakımsız olan mezarlıkta, tıpkı diğer Osmanlı mezarlıklarında olduğu gibi taş tahribi sözkonusu değildi. Bugün ise geniş mezarlık alanlarını kuşatarak büyüyen şehir, bu eski gömü bölgelerinde yeni alanların açılmasını olanaksız hale getirdi. Dolayısıyla eski ve sahipsiz, kimi-kimsesi, arayanı-soranı kalmamış mezarlar birer ikişer ortadan kaldırılmaya başlandı.
Bu hızlı taş erozyonunun bir şekilde önünün alınması gerektiğini düşünen Üsküdar Belediyesi, bu bağlamda "Karacaahmet Mezartaşları ve Mezarlık Kültürü" adı altında bir panel düzenledi. İstanbul'un, aynı zamanda Anadoluhisarı mezarlığı ile birlikte en eski mezarlığı olan Karacaahmet Mezarlığı'nın sorunları, bu sorunların sorumluları ve çözüm önerilerine ilişkin konuşmalar yapıldı. Panel, Prof. Dr. Mustafa Uzun'un oturum başkanlığında yürütüldü ve yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Üsküdar Belediye başkanı Mehmet Çakır, Üsküdar ilçesi sınırları içinde kaldığı için belediye olarak ayrı bir önem verdiklerini belirttiği bu büyük mezarlık için yapmayı tasarladıkları bir çok proje olduğunu, bunların başında ise tarihî taşların kurtarılmasının geldiğini belirtti. Ardından söz alan emekli yarbay ve Kuleli Askerî Lisesi tarih öğretmenlerinden Tuğan Saraçoğlu, 1950'lerden bu yana Karacaahmet'de yürüttüğü tespit ve araştırma çalışmalarını anlattı. Karacaahmet sınırları içinde 23 binden fazla eski mezartaşının istampajını aldığını sözlerine ekleyen Saraçoğlu, günden güne yok olan tarihî taşların bir an önce koruma altına alınması gerektiğini vurguladı ve Karacaahmet Mezarlığı'nın maruz kaldığı bunca tahribatın ardından şu günlerde var olma savaşının son merhalesinde olduğunu sözlerine ekledi.

Tuğan Saraçoğlu'nun ardından söz alan yüksek mimar Besim Çeçener ise doğma-büyüme bir Üsküdarlı olarak çocukluğundan beri girip çıktığı, zaman zaman içinde gezme fırsatı yakaladığı eski Karacaahmet'in o senelerdeki halini panel izleyicilerine aktardı. Çeçener konuşmasının sonunda, yakın geçmişte mezarlığın eski duvarlarının üzerine inşa edilen taş parmaklıkların çirkinliğinden ve nasıl bir yanlış uygulama olduğundan bahsetti, bu duvarların genel Osmanlı mezarlığı dokusuna tamamen aykırı olduğunu ve mezarlık duvarı yenilenirken, eski duvar dokusunun tamamen tahrip edildiğini, sofa mimarîsinin Karacaahmet'in tanımlanması ve deşifrasyonunda ayrı bir öneme sahip olduğunu, ne var ki bazı aile sofalarının duvarlarının da bu uygulamaya kurban edildiğini sözlerine ekledi.
Besim Çeçener'i senelerden beri tarihî mezarlıklarla ilgili çeşitli yayınlar yapan Nazan Sezgin'in konuşması izledi. Sezgin de konuşmasında sadece Karacaahmet Mezarlığı'nın değil, İstanbul genelindeki; hatta Türkiye'deki diğer pek çok tarihî mezarlığın yoğun bir tahribat altında olduğundan söz etti, bazı eski mezarlıkların yok yere nasıl kaldırıldıklarının hikâyesini izleyicilerle paylaştı.
Panelin dördüncü konuşmacısı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı idi. Subaşı da senelerden beri hocalık yaptığı Marmara Üniversitesi bünyesinde Karacaahmet Mezarlığı ile ilgili yaptığı çalışmaları dinleyicilere aktardı, çalışmalarına örnek olarak tamamlanmış yedinci ve dokuzuncu adanın tespit ve tescil çalışmalarından örnekler gösterdi. Subaşı, asistanlık yıllarından itibaren Karacaahmet Mezarlığı'nda nsıl çalıştığını, karşılaştığı güçlükleri ve o tarihlerde üzerinde çalıştığı bazı taşların zaman içinde göz göre göre nasıl yok olduklarının hikâyesini aktardı.
Prof. Dr. Hüsrev Subaşı konuşmasını tamamladıktan sonra söz alan mimar İsmail Büyükseçgin ise Karacaahmet Mezarlığı ile ilgili değil ama Üsküdar sınırları içinde projelendirmesini yaptıkları bazı eski eserlerin restorasyon serüvenini projeksiyon eşliğinde anlattı; Üsküdar Belediyesi'nin yapmayı planladığı diğer restorasyon projelerine de kısaca değindi.
Panelin son konuşmacısı Burak Çetintaş da İstanbul genelindeki tarihî mezarlıklarda yaşanan tahribatı etkileyici görseller eşliğinde anlattıktan sonra Karacaahmet Mezarlığı'nda yaptığı çalışmalardan ve burada yok edilen taşlardan bahsetti. Çetintaş, taşların neden tahrip edildiğini ve tahribin önüne nasıl geçilebileceğine dair bazı bilgiler de verdi.
Karacaahmet'in bir an evvel kurtarılması için neler yapılması gerektiğine dair konuşmalara evsahipliği yapan panel sona erdikten sonra Üsküdar beldiye başkanı Mehmet Çakır tarafından, Altunizâde Kültür Merkezi fuayesinde 178 adet fotoğraf, proje, istampaj, minyatür, gravür ve haritadan oluşan bir de sergi açıldı. Sergi ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü.
Panelin sonunda genel bir sonuç bildirgesi hazırlanmamış olmakla birlikte Karacaahmet'deki tarihî taşlarla ilgili olarak aşağıdaki genel durumun varlığı netlik kazanmıştır:

Karacaahmet Mezarlığı, geniş ve yakın geçmişe kadar kesin sınırlarla belli olmayan bir sahaya yayılıyor olması dolayısıyla geçmişte yaşanmış herhangi bir taş tahribi yoktur. Mezarlık, defin alanına ihtiyaç duyuldukça civardaki boş alanlara doğru genişlemiştir.
Bugün, Karacaahmet mezarlığının yüzde 95'i tamamen tahrip olmuştur. Mevcut eski taşların çoğunluğu 19. yüzyıl eseridir. Mezarlık alanı, İstanbul'un fethinden önceki tarihlerde kullanılmaya başlandığı halde bugün için 14, 15 ve hatta 16. yüzyıla ait taşa rastlamak neredeyse imkânsızdır. Mezarlık genelindeki en eski tarihli taşın, ünlü hattat Şeyh Hamdullah'ın hicrî 927, miladî 1520 tarihli devşirme malzemeden imâl edilmiş mezartaşı olması düşündürücüdür.
Yapılan istimlâkler, yol düzenlemeleri ve benzeri uygulamalarla mezarlık hayli tırpan yemiş ve dönümlerle ifade edilebilecek kadar büyük alanlar kaybetmiştir.
Yeni defin alanları açmak için geçmişte taşlar gruplar halinde ortadan kaldırılmış ve tahrip edilmiştir. Bu büyük çaplı tahrip yakın tarihe kadar devam etmiştir. Bahis konusu tahrip sırasında hem tarihî hem sanatsal ve hem de belgesel öneme sahip pek çok taş kırılmış,Kaynak:http://burakcetintas.com/karacaahmet_panel.html