1_pnl

Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'nin düzenlediği'Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları Tarihi Mezar Taşları' adlı panel, Beyazıt Devlet Kütüphanesi Konferans Salonunda yapıldı. Sitemiz Genel Yayın Yönetmeni Nidayi Sevim"in de konuşmacı olarak katıldığı panele büyük bir ilgi oldu.

Hattat Dr. Süleyman Berk'in yönettiği panele Dr. Mehmet Emin, hattat Ömer Faruk Dere, kültür tarihçisi Dursun Gürlek, yazar Nidayi Sevim, Mehmet Burak Çetintaş ve Nazan Sezgin konuşmacı olarak katıldılar. Panelde İstanbul'da ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan mezar taşlarının dünü ve bugünü konuşuldu. Panel yöneticisi Dr. Süleyman Berk, cami hazirelerinde bulunan mezar taşlarının kısmen de olsa koruma altında olduğunu belirtirken, belediyelerimizin sorumluluğunda bulunan mezarlıkların bakımsızlık ve sahipsizlik ile yüz yüze olduğu gerçeğinin altını çizdi. Panelistler özetle şunları söyledi.

 

MEHMET BURAK ÇETİNTAŞ

 

"Türkiye'de mezarlıklar özellikle vakıfların kontrolünde oldukları dönemde sahipsiz bırakılmıştır. Şahsi gayretlerin dışında bu sorunlara el atan yöneticiler neredeyse bir elin parmaklarını geçmemektedir. Bizim mezarlıklarımıza maalesef ki yabancılar bizden çok ilgi göstermektedir. Bu bizim için üzerinde durup düşünülmesi gereken bir meseledir."

NAZAN SEZGİN

"Mezarlık kültürü bizde çok derin kökleri olan bir şeydir. Çokça kullandığımız bir deyim var 'ev bark sahibi olmak' evin manasını biliriz de barkın manasının ne demek olduğunu ben sonradan öğrendim. Bark mezar üstü yapı anlamına geliyormuş. Bizim kültürümüzde heykel olmamakla birlikte mezar üstü yapılar heykelin yerini tutmaktadır. Mezar üstü yapılar form değiştirerek heykel görevi görmektedir. Mezar taşları soyut sanattır. Sanat soyutu arar. Bizdeki soyut sanat tam manasıyla anlamını bu mezar taşlarında bulmaktadır. Biz her ne kadar kıymetini bilmesek de bizim heykellerimiz bu mezar taşlarıdır. Soyut sanat aslında bizim genlerimizde olan bir şeydir. Bizim kendi eserlerimiz sanat icra ederken bize yeter bile bizim aslında taklit eserler ortaya koymamıza hiç ihtiyacımız yoktur. Biz bir eseri taklit ettiğimizde bilerek veya bilmeyerek onu çirkinleştiriyoruz da. Mezarlıklar ve mezar taşlarımıza ilgili aslında çok sorun var ama bunların en önceliklisi bürokrasimizin hantal yapısıdır. Hızlı işleyen bir bürokrasimizin olmayışı bizim önümüze sorunlar çıkarmaktadır. Vakıflar, belediyeler, mezarlıklar müdürlüğü, anıtlar gibi soruna muhatap olacak çevrelerin ilgisizliği soruna sahip çıkmak isteyenleri de yalnız bırakmaktadır. Maalesef ki mukaddesatçılığı dindarlığı kimseye kaptırmayan insanlar bile işbaşına geldiklerinde hiçbir şekilde bu tarihi mirasa sahip çıkmıyor. Alman tarih araştırmacısı Lehman bile bizim mezar taşlarımız için üzülürken bizimkilerin sanki hiç umurunda bile değil. Bu mesele siyasetin çok dışında bir incelik kalınlık meselesidir. Bana göre heykel sanatı bir taşa en boy ve derinlikli bir şekil vermekse bu bizim mezar taşlarımız en müstesna sanat şaheserleridir. Bütün mesele işte bu şuura sahip olmaktır."

 

ÖMER FARUK DERE

 

"Mihrişah Valide Sultan Sibyan Mektebi'nde üç seneye yakın bir zamandır mezar taşlarını okuma seminerleri düzenliyoruz. Sibyan Mektebi tefekkür bahçesinde yaptığımız bu çalışma ile 1834 mezar taşını okuyup belgeledik. Bizim işimiz daha çok topal karıncanın hacca gitmesi misali bir şey oldu. Kültür AŞ. İle birlikte burada yaptığımız çalışma bir kitap olarak çıkarılacak. Bize göre medeniyetimiz bütünlüklü bir şekilde ele alınmalıdır. Mezar taşlarımız bu bütünün küçük bir parçası olmakla birlikte çok önemli bir parçası olduğu da inkâr edilemez. Süsleme sanatımızdan mezar taşlarımızın yapısına kadar, soysal ve siyasal tarihimizin ipuçlarından hat sanatımızın tarihi gelişimine kadar bu taşlardan pek çok konuda bilgiler elde etmemiz mümkündür. Bizim için bu taşları envanterlemek önemli olduğu kadar, bu taşlarını değerlendirip yorumlamak da çok önemlidir. Bu bir kültür mesesidir, medeniyetimizi algılama biçimi meselesidir. Bizler büyük bir medeniyetin bakiyesi bir millet olarak bunu yeniden düşünmek durumundayız."

 

DURSUN GÜRLEK

 

"Olaya işin merkezinden başlamak gerektiğini düşünüyorum. İstanbul'umuzun önemli merkezlerinden biri de Merkez Efendi'dir. Zaman zaman Merkez Efendiyi ziyaret ederim. Efendimiz buyuruyorlar ki: 'Dünyevi işlerden sıkıldığınızda mezarlıkları ziyaret ediniz.' Ben de zaman zaman yaptığım konuşmalarda tekrar ettiğim bir sözü size aktarayım: "Taş kalpleri en iyi mezar taşları yumuşatır.'' Mezarlılarımızı sadece bayramlarda seyranlarda değil, her zaman ziyaret etmeliyiz. Şu noktayı da hiç hatırdan çıkarmayalım ki; eğer Osmanlı Türkçesi bilmiyorsanız, bu ziyaretlerden alacağınız zevk yüze elli oranında tenzilata uğrayacaktır. Mezar taşları ile ilgili son zamanlarda ciddi eserler hazırlanmaktadır. İmkânlarımız ölçüsünde bu eserleri alıp okumak lâzım. Mezar taşlarımızda ölülerimizin dirilerimize hatırlatmak istediği çok güzel mesajlar vardır. Taşa yansıyan medeniyetimizi korumak istiyorsak önce onlarda ne yazdığını okumak zorundayız. Bunun için de Osmanlı Türkçesini çok iyi bilmemiz gerekiyor."

 

 

NİDAYİ SEVİM

 

Tarihi mezar taşları ile ilgili serüvenime başlamadan önce Üstat Yahya Kemal Beyatlı'nın: 'Hiç bir şiir bir mezar taşı kadar milli olamaz. Çünkü onda el emeği, göz nuru, sanat vardır. Ve onlar bize bizi anlatır.' dediğini bilmiyordum... Yine rahmetli Nihad Sami Banarlı'nın: 'Eğer bir medeniyetin ihtişamını hâlâ görmek istiyorsanız, Eyüp Sultan mezarlıklarına ve mezar taşlarına bir göz atınız.' dediğinden de haberim yoktu. Meğer her gün önlerinden kayıtsızca geçtiğimiz, muhteviyatından bîhaber olduğumuz bu hazireler 'hazire' değil paha biçilemez birer 'hazine'ymiş.

Her zaman söylenir İstanbullu olmak bir ayrıcalıktır. Doğrudur da. Tabi her nimetin bir minnet borcu vardır. Hele birde sevgili efendimizin mihmandarlığını yapmış, dostluğunu kazanmış, aziz misafirimiz Ebu Eyyub el- Ensari Hazretleri'nin yanı başında ikamet ediyorsanız sorumluluğunuz iki katına çıkmış demektir.

İşte bu duygu ve düşüncelerle Türkiye'mizin manevi merkezi, Eyüp Sultan'da, 500 yıllık tarihi serüveni olan, içler acısı durumdaki ecdat yadigârı tarihî mezar taşlarımıza sahip çıkılması için ne gibi bir katkım olabilir? dedim. Ve Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi ilgisi bulunabilecek bütün kurumlara yazılı ve sözlü müracaatlarda bulundum. Tarihi mezarlıklarımız ve mezar taşlarıyla ilgili sorunlara çözüm yolu aramak, yapıcı araştırma ve çalışmalarda bulunmak, öneri sunmak ve iletişim kurmak üzere 2006 yılında mezartaşlari.com sitesini kurdum. Bu siteye daha sonra ESKADER sahip çıktı ve medeniyetimiz.com adıyla yayımlanmaya başladı. Site, hâlâ bu bünyede yayınına başarıyla devam ediyor. Eyüp Sultan'da Osmanlı mezar taşları ve mezar kültürümüzü konu edinen özellikle tarihî mezarlıklarımızın sorunlarını belgeleri ile dile getiren "Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları" isimli çalışmamızı milletimizin istifadesine sundum. Eyüp Sultan'dan bir çığlık attık, "Sanatalemi.net"te yankı buldu. Sesimizi duyuracak bir devlet ricali bulamadık. Ama çok şükür hâlâ bin yıllık bir medeniyetin temsilcisi olduğunu unutmamış münevverlerimiz var ve bu çalışmalarımıza gönülden destek veriyorlar. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)'nde tarihî mezarlıklarımız ve mezar taşları meselelerine çare aramak üzere farklı projelerin hayata geçirilmesi ile ilgili çalışmalarımız devam etmektedir. Bugün burada yapmış olduğumuz toplantıyı bu çerçevede değerlendirebiliriz. Dolayısıyla bu programı çok önemsiyorum.

Birileri bizim tarihî mezarlıklar ve mezar taşları ile ilgili taleplerimizi fantezi olarak görebilir.

 

Bizde onlara deriz ki: İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, 2007 yılında Ankara'ya yaptığı ziyaret sırasında Yahudi tarihi için büyük önem verdikleri 'Siloam Kitabelerini' Kudüs"te sergilemek için Türkiye"den ödünç istedi. Yahudiler, 1880 yılında Kudüs'te yapılan bir kazı sırasında bulunup, İstanbul'a getirilen ve halen İstanbul Arkeoloji Müzesi"nde sergilenen, İbranice yazılı 2 bin 700 yıllık olduğu söylenen kitabeleri, 'Kudüs'ün geçmişte Yahudi yerleşimi olduğuna' delil olarak görüyor. Tarihimize, geçmişimize sahip çıkmak için bundan daha iyi bir ibret vesikası olabilir mi? Bugün belki biz ihtiyaç duymayabiliriz ama bir asır sonra Allah göstermesin torunlarımız varlıklarını ispatlamak için bir kitabeye muhtaç olabilirler."

 

DR. MEHMET EMİN

 

"Eyüp Sultan Sibyan Mektebi'ne girerken gözyaşları içinde girdik. Burası tinercilerin, sokak çocuklarının yakıp yıktığı harabe bir yer idi ilk zamanlar. Aldık temizledik, yaptık şimdi ise bir açık hava üniversitesi gibi faaliyetlerimize devam ediyoruz. Orada mezarlıklar içinde bir tefekkür bahçesi oluşturduk. Şimdi düzenli olarak eğitim faaliyetleri yapmaktayız. 'Dedelerimizin mezar taşlarını okumak ister misiniz?' adıyla bir mezar taşı okuma kursu ve kampanyası düzenledik. Şimdi bu çalışma bir kitap olarak Kültür AŞ. ile ortaklaşa çıkarılacak, bu çalışma bizim için bir gurur kaynağıdır."

 

Dr. Mehmet Emin Eyüp Sultan Sibyan Mektebinde yaptıkları çalışmalar hakkında kısa bilgiler verdi.

Büyük bir katılımın olduğu panele dinleyici olarak ESKADER yöneticileri Şerif Aydemir, Yusuf Dursun, Yusuf Bilge, Prof. Dr. Zeki Kuşoğlu, İbrahim Koç, Recep Seyhan, Sercan Anlar, Serap Öztuncer, Mustafa Demirci ve Muharrem Bakkal gibi çok sayıda mezar taşı gönüllüsü da katıldı.