mezar_ta

Nidayi Sevim

Medeniyetin sessiz tanıkları sessizce yok ediliyor. 

Osmanlı mezar taşlarıyla ilgili ülkemizdeki en detaylı çalışmalardan olan 'Medeniyetimizin Sessiz Tanıkları', kitabının müellifi Araştırmacı-Yazar Nidayi Sevim, "önce Osmanlıca okumayı unuttuk. Sonra dedemizin mezarının yerini bulamadık. Şimdi de bizlere miras kalan o güzel mezar taşları sessizce tahrif ediliyor" dedi

 

er gün geçtiğimiz yolların üzerinde bilindik kişiler olan ancak o mezarlıklarda yattıklarını bilmediğimiz yüzlerce kişiden söz ederek içler acısı bir duruma gelindiğini ifade eden Sevim; "Bizler bu mezar taşlarının üzerindeki yazıları okumayı bilmediğimiz için sadece bakıp geçmekteyiz" dedi.

Sevim; "1453 yılınla kurulan Sahn-ı Seman Üniversitesi bugün de İstanbul üniversitesi. İşte bu üniversitesin hocalarından ünlü bilgin Uzay Bilimci Ali Kuşçu'nun mezarını bugün birçok üniversite hocası da öğrencisi de bilmez. İşte o mezar Eyüp Sultan Türbesi'nin arkasındaki mezarlıkta. Buna benzer birçok devlet adamı, asker, sanatkar, din büyüğümüzün her gün geçtiğimiz yolların üstündedir. Ancak bizler bu mezar taşlarının üzerindeki yazıları okumayı bilmediğimiz için sadece bakıp geçmekteyiz. Ahde vefa ve geçmişine düşkünlüğü ile tanınan milletimiz için bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. Kültürümüze, tarihimize bir turist kadar da duyarlı ve ilgili olamıyorsak burada durup millet olarak düşünmemiz ve kendimizi sorgulamamız gerekmez mi?" dedi.

Tarihi mezarlıklar tahrif ediliyor

280 bin metre kare alana yayılan tarihi mezarlıklarla açık hava müzesini andıran İstanbul'un orta göbeğindeki Eyüp Mezarlığı, bugün mezarlık hurdalığına dönmüş durumda. Mezar taşlarının ortasında çıkan ağaçlar, defineciler tarafından kazılan mezarlar, temizliyoruz diye tazyikli su ile tahrif edilen mezar taşları ve tüm bunlara duyarsız kalan yetkililer.

Yapılan bu tahriflerin hiçbir dünyevi değerle telafi edilemeyeceğine dikkat çeken Sevim, "Mezarlıklarıyla ünlü olan Eyüp, 280 bin metre kare alana yayılmış tarihi mezarlıklarıyla adeta açık hava müzesidir. Maalesef ilgili kurumların koordinasyon eksiklikleri nedeniyle hep geri planda tutulmuş, geri plana atılmış ve bugünkü içler acısı durumuna gelmiştir. Bugün modern zamanın ihtiyaçlarını karşılayabilmek için birçok yatırım yapabilirsiniz. Bunlar güzel şey ancak tarih tahrifi yaparak geçmişiniz ile bağınızı koparırsanız bunu ileride hiçbir dünyevi değerle telafi edemezsiniz. Bugün tarihi öneme sahip mezarlıklar bir yandan yeni mezar yeri açmak için mezar simsarları tarafından tahrif ediliyor. Diğer kısmı da defineciler tarafından yağmalanıyor. Mezarlıklar içerisinde kendiliğinden biten ağaçlar tarafından yıkıma uğruyor. Bir de üstüne üstelik son zamanlarda bazı işgüzarlar tarafından mezar taşlarını temizlemek için yeni bir metot olarak tazyikli su ve kumlama ile mezar taşları deforme ediliyor. 5-10 sene sonra bu işlerin tekrarlanması halinde mezar taşları üzerindeki yazılar okunamayacak duruma gelecektir" dedi.

Ölümün en güzel tasviri

Mezar taşlarına birçok sanatçının emeği olduğuna dikkat çeken Sevim, "dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğimiz bir hazine bırakmışlardır" dedi.

Sevim; "Mezar taşının yapımında şair, müzehhip, hattat, taş oymacısının emeği vardır. İslami geleneklere göre heykel yapımının hoş karşılamayan dedelerimiz bu alandaki hünerlerini mezar taşlarında da göstermişlerdir. Ve bize dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğimiz bir hazine bırakmışlardır. Bu nedenle Osmanlı mezarlıklarına gidildiğinde yabancı milletlerde olduğu gibi insanın içini bir ürküntü ve kasvet kaplamaz büyük bir ruh dinginliği içerisinde ve huzurla buraları ziyaret edersiniz. Hatta bunu teyit eden birçok ünlü gezgin ve yazarın beyanatları olmuştur. Bunlardan biri olan ünlü İtalyan seyyah ve yazar Edmondo De Amicis Eyüp mezarlılarına bakarak dünyanın hiçbir yerinde ölümü bu kadar güzel tasvir eden bir mezarlığa rastlamadım demekten kendini alamamıştır" dedi

http://www.milligazete.com.tr