kitap_demirhan

Nidayi Sevim

Yetiştirme yurdu çocuklarının gerçek hikâyesi...

Nice önemli mevkilere, makamlara gelen insanımız vardır ki özel hayatları hakkında pek fazla malumat bulunmaz. Acaba tevazudan mı? Prensip sahibi olmalarından mı? Yoksa artık eskiye dair ne varsa üstünü örtmek ve bir daha asla geriye dönmek, yüzleşmek istemediklerinden mi? Bunların herhangi biri veya hiç biri de olmayabilir. Şahsi kanaatim bir insan benim gibi ayaklarında çarıklarla şehre gelmiş olabilir.

 

Hayata bir kapıcı odasında gözlerini açmış olabilir. Babası hamal, annesi zenginlerin evine hizmet için giden gündelikçi bir kadın olabilir. Yani toplumca düşük statülü olarak kabul edilen gelir düzeyi ve sosyal imkânları gayet az hatta hiç olmayan bir aile de yuva da gözlerini açan insanlardan bahsediyoruz burada. Dünyaya nerede ve hangi koşullarda geleceği kişinin elinde değildir. Mukadderat diyoruz buna. Ne hikmetse insanlar bu durumu çoğu zaman kabullenmek istemez. Zorla kabullenmiş görünse de zamanı gelip şartlar oluştuğunda bir an önce bu durumundan kurtulmak isterler. Böyle bir ruh haletine sahip insanlar ömürlerin sonuna kadar ne kazanırlarsa kazansınlar, hangi makamı işgal ederlerse etsinler asla mutlu olamazlar.

 

Bir de bunların dışında afet, ölüm, boşanma, şiddetli geçimsizlik gibi çeşitli nedenlerle bozulan yıkılan ailelerden en büyük nasip dar olan, ortada kalan çocuklar var. İşte bunların durumu toplumun geniş kesimleri tarafından pek bilinmez, bir muammadır. Hiçbir fikrimiz yok onlar hakkında. Değil düşük statülü bir hayatı ve sosyal yaşantıyı bunların varlıklarından bile haberimiz yok. Bu son kategorideki çocukların eğer hali vakti yerinde olan bir yakını-akrabası yoksa ihtimal ki gideceği yer çocuk esirgeme kurumu veya devletin buna müadil kurumlarıdır. Peki, bu kurumlarda, yurtlarda Allahın sabisi çocuklar ne gibi şartlar altında büyüyor, hayatlarını sürdürüyor? Hayattan beklentileri, hayalleri var mıdır? Ne sıkıntılar çekildi bu resmi duvarların ardında? Yine bu çocuklar ergenlik çağına geldiklerinde, okul hayatlarında ve daha sonraki dönemlerde toplumla bütünleşme sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar? Hayata uyum sağlayabiliyorlar mı? Yine devletin bu kurumuna başka bir kurumundaki denetim mekanizmaları ne derece etkili olabilir? Bu ve benzer soruların cevabı maalesef bizce malum değil. Bu toplumdan izole edilmiş alan dışarıdan ne kadar gözlemlenebilir ki?!..

demirhan_kadolu

Bize bu ve benzer soruların cevabını bulabilmek için bir daldan düşmüş, gözlerini bir buçuk yaşında çocuk yetiştirme yurdunda açmış, tabir yerindeyse ateşin düştüğü yerden gelen biri lazım. O bütün yaşadığı olumsuzluklara rağmen hayata olumlu bakabilmiş, yüklenen negatif enerjiye inat etrafına pozitif enerji dağıtmayı becerebilmiş müstesna bir insan. İşte o aradığımız Demirhan Kadıoğlu... Birçoğumuz onu çizgileriyle tanır. İyi bir karikatürist, aynı zamanda etkili bir kalemdir. Çeşitli gazete ve dergilerde de onun yazılarıyla karşılaşırız.. Demirhan Kadıoğlu, bu sefer sevenlerinin karşısına hiç bilmedikleri bir yönüyle çıkıyor. Bu yönünü bilen sanırım yakın birkaç dostu vardır. Yukarıda da dile getirdiğimiz gibi içinden geldiği, yetiştiği topluma bir vefa borcu olarak ve tarihe not düşmek üzere açık yüreklilikle kendi yaşanmışlıklarını paylaşıyor çalışmasında. Paylaşıyor ki anneler, babalar eften püften mevzular yüzünden yuvalarını yıkarken oturup bir daha düşünsünler. Her türlü nimetin içinde fink atan ancak bir türlü tatmin olmayan çocuklarımız ne nimetlere sahip olduklarını öğrensin. Kişisel gelişim uzmanları, davranış bilimciler, pedagoglar, psikologlar bu çalışmadan ilham alsın ve faydalansınlar. Devletin kurumları kendilerini yeniden yapılandırsın ve sürekli yenilesin. Buraya sığınmak zorunda kalan yavrucaklara masa, sandalye veya bir eşya gibi davranılmasın. Onlarında şefkate, merhamete, ilgiye, sevgiye muhtaç oldukları anlaşılsın. Aksi halde bumerang etkisiyle bu çocukların bir gün olup daha büyük sorunlarla toplumun önüne çıkacakları göz ardı edilmesin.

Gayet içtenlikle, sorumluluk bilinciyle ve sanatçı duyarlılığıyla kaleme alınmış "Yetiştirilmiş Hayatlar" Nesil Yayınlarından çıktı. Bugüne kadar pek çok konuda bir şeyler karaladım. Fakat ilk defa bir kitap hakkında yazma gereği duydum. Elbette Demirhan Kadıoğlu'nu yakinen tanımamın etkisi olabilir. Ancak bunun ötesinde kitabı okuduktan sonra âcizane böyle bir tanıtım yazısı yazmamın yaşadığım topluma sosyal sorumluğun bir gereği olarak hissettim. Toplumun kendisiyle yüzleşmesine vesile olacak birbirinden çarpıcı anekdotlar, ortaya dökülmüş gerçekler ve sorgulamalar eminim sizi bambaşka dünyalara götürecek. Çocuk esirgeme kurumları ve yurtlarla ilgili pek çok bilinmeyen konuyu, bütün çıplaklığıyla bu çalışma ile öğreneceksiniz. Zor şartlar altında geçirilen bir hayatın ardından toplumdan alacaklı olduğunu da düşünmeyen, tam tersine ona bir şeyler vermeye çalışan Demirhan Kadıoğlu'nun cesur ve geniş yüreğine sağlık, kalemine bereket diliyoruz. Kitapseverlerinde böylesine hayati bir konuda kaleme alınmış esere karşı ilgisiz ve duyarsız kalmamalarını yürekten tavsiye ediyoruz.

Kaynak:Dunyabizim.com