1_ivrilde_Osmanl_Kitabeleri 

Türklerin ,Anadolu'ya gelmeleriyle birlikte imar hareketlerine başlamaları bir çok yerleşim merkezinde kurdukları zengin medeniyetten anlaşılmaktadır. Türk- İslam san'atlarının omurgasını mimari eserler ve bu eserlerde kullanılan unsurlar teşkil eder.Bu unsurlardan biri de ,bir çeşit tapu senedi niteliği taşıyan kitabelerdir.Kitabeler , bulundukların eserin ne tür bir yapı olduğunu, kimin zamanında, kim tarafından ,hangi tarihte ve ne için yapıldığını bildiren tarihi belgelerdir.Kültür mirasımızın büyük bir kısmını teşkil eden hat san'atımızın çeşitli örneklerinin mimari eserlerdeki yazılarda kullanılması da kitabelerin önemini misliyle artırmaktadır. 

Çivril'de Türk-İslam eserleriyle ilgili (mimari yapılarda ve mezar taşları üzerindeki kitabelerde hat, süsleme vb.) yayınların tespiti aşamasında, yayınlanmış kaynaklarda Çivril ve çevresinde bulunan Türk-İslam eserlerine rastlayamamak bizi oldukça düşündürdü. Çeşitli uygarlıklara beşiklik etmiş bu beldenin,Türk-İslam mimari eserlerinin tanıtılması ve bu yapılarının san'at unsurları bakımından incelenmesi kültür tarihimiz açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle araştırmamıza öncelikle Çivril ve civarında bulunan kitabelerin genel bir tespiti ile başlanmıştır. Kitabelerin tespit çalışmalarına ayırdığımız süreyi yeterli görmekle birlikte , bu süre zarfında 12 adet yapım ,yaklaşık olarak da 150 civarında mezar kitabesi tespit edilmiştir. Ancak bu dar zaman diliminde,metnin yazım aşamasında ,Şükrü Tekin Kaptan'ın " Denizli Kitabeleri" adlı eserinin varlığından haberdar olunmuştur. Bu yayın içinde kitabenin ; yani Ak Köprü Kitabesi (Bkz.Resim I) , Yeni Köy Geçitbaşı Kitabesi (Bkz.Resim II) , Işıklı Kasabası'ndaki Çarşı Camii (Bkz. Resim III) ve Şadırvan Kitabesi ( Bkz. Resim IV,V,VI ) olmadığı anlaşılmıştır.Bu gerçek , ileride daha titiz bir tespit araştırmasının yapılmasının ve muhtemel kitabelerin belgelendirilmesinin önemini, oldukça güzel ortaya koymaktadır.Mezarlıklarda kabaca yaptığımız tespit neticesinde tarihimizin üzerinde mezar taşıyla karşılaşılmıştır. Bu sebepten dolayı inceleme konumuzu sadece yapım kitabeleriyle sınırlandırıp ,mezar kitabelerinin ise daha sonraki çalışmalara bırakılmasına karar verilmiştir.(1)

Türk –İslam mimari eserleri denildiğinde dini, askeri, ve sivil yapılar akla gelmektedir. Tarih içinde, her yapı kendi işlevine uygun olarak inşa edilirken , yapı hakkında ki bir takım bilgilerin de kitabelere yazılması esas olmuştur. Yapım kitabeleri yapılış amacına bağlı olarak farklı isimlerle adlandırılmış olup, genellikle bu ibareler kitabelerde yer almıştır. Yapının ilk inşasını gösteren kitabelere inşa'kitabesi, değişik nedenlerle uğradığı kısmen hasarın onarıldığını gösteren kitabelere " tamir kitabesi" , yapının tamamen yıkılıp yerine aynısının inşa edildiğini gösteren kitabelere de " tecdid kitabesi" denir. Çivril ve ona bağlı kasabalarda, dini mimari eseri olarak cami ve şadırvan ,sivil mimari eseri olarak ise çeşme, yol, köprü, konak gibi yapılara ait kitabe örnekleri yer almaktadır. Tespit edilen yapım kitabelerinden on tanesi inşa kitabesi, bir tanesi tamir kitabesi, bir tanesi de tecdid kitabesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kitabelerin tarihi birer belge olmasını sağlayan önemli unsurlardan birisi de kitabelerdeki "tarih düşürme" geleneğidir. Tarihlendirme ,hicri,rumi veya miladi tarihlerin rakamla gün ve yıl olarak verilmesi yada " ebced hesabı" denilen şekilde hesaplanmasıyla belirtilir. (2) Çivril'de tespit ettiğimiz kitabelerin bir kısmı tarihli bir kısmı tarihsizdir. Yeni Köy (roma Yolu) Geçitbaşı kitabesi ile Işıklı Kasabası Çarşı Cami Şadırvan kitabesinde görülebilen son satırın oldukça yıpranmasından dolayı bu satırda tarih olup olmadığı bilinmemektedir. Bundan dolayı her iki kitabede "tarihsiz" kabul edilmiştir.

Tarihi belli olanların içinde sadece rakamla hicri tarihi verilmiş olan kitabe 9 adet olup hem rakam hemde ebced hesabıyla tarih düşürülmüş olan bir kitabe vardır.

* Yard. Doç. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi.

* Arş. Gör. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi

(1) Çivrille ilgili bazı kitabelerin ve bir de mezar taşının günümüz harfleriyle metninin verildiği bu yayında Çivril ve çevresindeki kitabelerle ilgili olarak eksiklik yazım, okuma ve tarihlendirme hataları bulunmaktaysa da yapılacak daha ciddi çalışmalara katkı sağlaması bakımından eserin amacına hizmet ettiği kanaatindeyiz.Bkz. Şükrü Tekin Kaptan ; Denizli Kitabeleri , Otçu Matbaacılık ve Masa üstü yayıncılık,1999.

(2) Ebced hesabı ,genelde kitabe metninin son satırında yer alan –"tarih düşürme" kitası"'nda bulunan harflerin rakam değerlerinin toplamıyla hesplanır.Bkz.İsmail Yakıt, Türk-İslam kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme ;S.25, İstanbul 1992.

1. Işıklı Kasabası Yıkık Minare Kitabesi 1043 (1633),

2. Kocayaka Köyü Çeşme Kitabesi 1198 (1784)

3. Gümüşsu Kasabası (Homa) Hacı Hasan çeşme kitabesi 1200 (1786)

4. Savran Köyü' ndeki Serbanşah Camii Kitabesi 1213 (1798)

5. Çivril Müzesi (Karayahşiler Köyü) Ak Köprü Kitabesi 1221(1807)

6. Yavuzca Çiftliği Çeşme kitabesi 1230 (1815)

7. Gümüşsu Kasabası ( Homa ) güllüce çeşme kitabesi 1252 (1836).

8. Işıklı Kasabası' ndaki çarşı camii kitabesi 1253 (1837)

9. Yamanlar Köyü, Hacı Ali Ağa Konağı kitabesi 1300( 1883).

10. İğdir Köyü Cami Kitabesi 1339(1921).

Ayrıca bu kitabelerden ; Savran Köyü'ndeki serbanşah Camii ta'mir kitabesi ile Çivril müzesinde ( Eski Hükümet Konağı) bulunan Ak Köprü kitabesi ve ışıklı Kasabası'ndaki Çarşı Cami kitabesinin son satırlarında ebced hsabıyla tarih düşürülmüştür.

Serbanşah Camii ta'mir kitabesinin son beytinde ebced hesabıyla :

"Bir müferrah ma 'bed oldu şehriya":tarih düşürme kıt'asından 1213 (1798) tarihi elde edilmiştir.

Ak köprü kitabesinin :

"Bi şebih ki yakdı şem'i hamdülillah el-muin" ile biten son satırlarındaki tarih kıtasına ise ; ebced hesabıyla 1221 (1807) tarihi düşürülmüştür. Ak Köprü kitabesinde üç farklı tarih yer almaktadır. Kitabenin tarihi, yazının serlevhası'nda hicri tarih ile; kitabe metninin son satırında ebced hesabıyla; metinden hariç alt kısımda ayrı bir bölüm içinde miladi tarih rakamla verilmiş olması , aynı kitabede üç farlı tarihlendirmenin bir arada bulunması bakımından güzel bir örnektir..

Işıklı Kasabası Çarşı Camii tecdid kitabesinin son satırında yer alan,

"Bu salat-ı hams kıl bul mettekayı daveri" cümlesindeki noktalı harflerin toplamına ,bir önceki satırda yazan "cami" kelimesinin harf değerleri eklendiğinde 1253 (1837) tarihini elde etmekteyiz

Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra arap alfabesini kullanmaya başlamışlardır. İslam aleminde yazıya verilen önem , daha sonra yazı çeşitlerinin doğmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Muhtelif yazı çeşitleri kendilerine mahsus hususiyeti ile dolayısıyla ayrı gayelerle ayrı yerlerde kullanılmıştır. Genel olarak ,aklam-ı Sitte (3)( muhakkak, reyhani, sülüs ,nesih, tevki ve rika) diye bilinen Arap kökenli yazıların pek çoğuna , Türkler kendi zevk ve sanat anlayışını yansıtıp , onlara Türk hüvüyeti kazandırdıkları gibi, yeni estetik yorumlamayla da farklı yazılar vücuda getirilmiştir. İran'da doğan talik yazının Türk talik'i olarak yeni bünye kazanmasını ,yine tamamen farklı karakterlerdeki Türk hattı "rika" yazısının meydana getirilmesini bu konuya örnek verebiliriz. Bunun gibi çok çeşitli hatların vücuda getirilmiş olmasıyla birlikte yazılar ,bünyelerine mahsus hususiyetleri dolayısıyla ayrı gayelerde ayrı yerlerde kullanılmışlardır. Yazının tarihi seyrine bakıldığında mimari yapılarda ve mezar taşı kitabelerinde zaman içinde değişik yazı çeşitlerinin tercih edildiği görülmektdir. Mimari yapılarda yer alan kitabeler mesafe olarak göze daha uzak olduğu için farklı yazı çeşitlerinin özellikle -celileri tercih edilmiştir. Gerek mimaride gerek mezar taşı kitabelerinde genellikle ,kufi,sülüs,ta'lik,rık'a hatları ve yukarıda da söylediğimiz üzere

(3) : Arapça kökenli olup ,iri,büyük ve aşikar anlamına gelmektedir. Hat San'atında her yazının bünyesine uygun bir bir kalem ölçüsü vardır. Kitabelerde yaygın olarak kulanılan yazı çeşitlerinde sülüs ,talik gibi hatların kalınlıkları yaklaşık olarak 3mm. Kadardır. İşte kendi ölçüsünden daha iri kalemlerle yazılan yazılara celi yazılar denir. Hatta bu celi yazılardan çok daha iri yazılmış yazılar için e "hattı kebir "tabiri kullanılmıştır.Bkz.Aynur Maktal "Ruhu't Talik adlı eserin Hat Sanatı Bakımından

Analizi" , Yayınlanmamış S.Y. Tezi.s.52.

Özelliklede celi sülüs ve celi ta'lik yazıları yaygın olarak kullanılmıştır. (4)

Yapmış olduğumuz çalışmada , Müzedeki Ak Köprü kitabesinin serlevha (baş) kısmının celi sülüs hattıyla , alttaki asıl metnin ise sülüs ile yazıldığı görülmektedir. Bu örnekte baş sayfa anlamına gelen serlevha da yazı başlık yazısı gibi tasarlanarak metin yazısından daha iri hat ile yazılmıştır. Kocayaka Köyü çeşme kitabesi , Güllüce çeşme kitabesi ,Hacı Ali Ağa Konağı kitabesi, Serbanşah Camii Kitabesi ve Işıklı Kasabası Çarşı Camii ve şadırvan kitabelerinde Celi Sülüs hattı kullanılmıştır. Gümüşsu(Homa) Hacı Hasan Çeşme kitabesi ve Yavuzca Çiftliği çeşme kitabeleri ile Celi Ta'lik hattıyla yazılmıştır. Bu durumda tespit edilen kitabelerden biri sülüs, dokuzu celi sülüs, ikisi de celi ta'lik hattıyla yazılmıştır.

Türk –İslam mimarisinde her yapı kendi işlevine uygun olarak inşa edilmiştir. Çivril kitabelerinden ele aldığımız yazılar da bu işleve bağlı olarak yerleştirilmiştir. Müzede bulunan Köprü Kitabesi dışındaki kitabeler ait oldukları mimari eserlerin üzerindedirler. Yamanlar Köyünde Hacı Ali Ağa Konağı kitabesi giriş kapısının sağında ve solunda olmak üzere iki parçadan meydana gelmektedir. Konaktan geriye kitabelerin üzerinde bulunduğu duvar sağlam kalmıştır. Fakat konaktan kalan bu duvar dışında sağlam bir yer yoktur, ve kaderine terkedilmiştir. Gümüşsu Kasabası , Güllüce ve Hacı Hasan Çeşmeleri evlerin duvarlarına monte edildiğinden sağlam ,işlevli, ama bakımsızdır. Suyu bol olan kasabada akan çeşmelerden sadece bu ikisinde kitabe tespit edilmiştir.

1798 tarihli Savran Köyü Serbanşah Camii'nin kendisi de kitabeden daha metruk bir haldedir.Yıkıldı yıkılacak halde kaderine bırakılan yapının kitabesi nispeten iyi durumdadır. Giriş kapısı üzerinde tamir kitabesi yer almaktadır. Tavanında çökmeler ve duvarlarında yıkılmaların olduğu bu yapının , giriş kapısının üzerindeki kitabesi kendisinden daha iyi durumdadır. Caminin son cemaat yerinde ve sağlam duvarlarında kalan izlere bakıldığında ,kalem işi yazıların olduğu v son devir barok ,rokoko tarzında bezemelerin yer aldığı görülmektedir.

Yeni köy yakınlarında,halk arasında Roma Yolu diye adlandırılan yolun kenarında bir taşa dört satırdan oluşan manzum bir yazı yazılmıştır. Bu kitabeden roma yolunun ,daha sonraları Osmanlılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Işıklı Kasabası Çarşı Camii'ndeki kitabe ise , tecdid kitabesi olup; halen, sonradan yapıldığı anlaşılan abdesthane duvarında bulunmaktadır.

Mimari yapılardaki kitabeler dil bakımından incelendiğinde , arapça, Farsça ve Türkçe ifadelerin kullanıldığı görülmektedir. Dini yapılarda Ayet-i Kerime , Hadis-i Şerif, ve Kelam-ı Kibar ( bunlar dini içerik taşımakla birlikte atasözlerininde yer aldığı metinlredir.) gibi çok bilinen ifadeler tarihi süreç içerisinde kullanılmıştır. Dini yapılar dışındaki kitabe metinlerinde ise daha çok , edebi tarzda beyitlerin ; veya düz (nesir) yazı şeklinde eserin ne amaöla kimin tarafından yapıldığı gibi bilgilerin yer aldığı görülmektedir. Metin sonunda ya rakamla ya tarih düşürme yöntemiyle de bir mısrayla yada her ikisi kullanılarak tarihlendirme yaplmıştır.

Çivril ve çevresindeki kitabelerin dili türkçedir.Türkçe esas olmak şartıyla aralarda Arapça bazı ibareler ve Farsça terkipler de kullanılmıştır.Ancak ,dini bazı ibareler ; dualar

( Hasbeenlillah )... gibi ,veya Türkçemize Arap ve Fars dilinden girmiş ama bizim kültürümüze mal olmuşkelimelrde bu kültürün gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.Çivril'deki kitabelerde de bu üç dilin kültürümüze kazandırdığı zengin örnekleri görmekteyiz. Ancak başlı başına Arapça ve Farsça yazılmış kitabelerin yok denecek kadar az olduğu ve kitabe metinlerinin ait oldukları dönem itibariyle daha sade bir dille yazılmış oldukları da ayrıca dikkat çekmektedir.

Mimari eserlerimizi genel olarak ele aldığımızda yazının ( Hattın ) yanında bitkisel ve hayvansal motiflerle yapılan bezemelrin de taş işçiliğinde yer aldığı görülmekte . Bezemeler bazen yazıyla birlikte olabildiği gibi bazen yazının içine girmiş , bazen dışında ayrı bir sahayı kaplamış , bazende başlı başına bezemelein uygulandığı çok çeşit örnekler bulunmaktadır. Bu anlamda Anadolu zengin örneklerle doludur.

(4) Ali Alparslan , Mimari Yapıların Yazı Sanatı Bakımından Önemi, Boğaziçi Üniversitesi Dergisi, sayı:4-5,s, 1027, İstanbul 1976-1977.

Çivril Kitabelerini bezeme bakımından incelediğimizde ; Gümüşlü Kasabası Hacı Hasan Çeşme Kitabesinin üst kısmında ibrik motifi , yan tarafında iki adet selvi motifinin kabartma olarak yer aldığını görmekteyiz.Aynı kitabenin son satırında lale motifinin farklı tarzda işlendiği ilk bakışta göze çarpmaktadır. Müzede bulunan Ak Köprü Kitabesinde " Maşallahü Te'ala sene 1221 " ibaresinin bulunduğu serlevha kısmının köşebentlerinde bitkisel motiflerden yaprak motifinin simetrik olarak yerleştirildiği görülmektedir. Bundan başka Gümüşlü Kasabası Güllüce Çeşme Kitabesinin üçüncü satırının sonunda sembolize edilmiş natürel bir bezeme , mühür gibi yerleştirilmiştir.

Savran Köyü Serbanşah Camiinin üzerinde iki satır Ta'mir kitabesi bulunmaktadır.Mermer üzerine kabartma olarak işlenen kitabede üç beyit ve son iki satırda ise ebced hesabı ile tarih düşürüldüğü görülmektedir.Beyitler, dizeler ve satırlar arası birer santimetrelik cetvellerle ayrılmıştır.Kitabenin ahşap çerçevesinin üzerinde sivri kemer yerleştirilmiştir. Bu kemerin üzerinde üç adet kalem işi olarak yazı yazıldığı görülmektedir.Ortadaki yazı dikdörtgen biçiminde olup müsenna olarak " Ya Hayy ya Kayyum" ibaresi yazılmıştır. Sağında "Salallahü aleyhi ve sellem" ,solunda ise " Ya zel –Celali ve'l –ikram " ibaresi celi sülüs hattıyla kalem işi tekniğiyle yazılmıştır.

Serbanşah Camii içinde bulunan yazılarda sıva üzerine kalem işi olarak yapılmıştır. Caminin genel durumu sıvaların yer yer döküldüğünü göstermektedir. Cami içi yazılarına bakıldığında ,mihrabın bulunduğu duvarın üstündeki kemerin üst sağında "ALLAH" , solunda "MUHAMMED" ismi daire içinde verilmiştir.Mimber duvarının üstündeki kemerin sağında " Ömer", solunda "Osaman " yazmaktadır. Mihrabın sol sahın duvarındaki kemerin sağında "Ali" , solunda"Hasan " isimleri yazılmıştır. Bu isimler daire içinde sarı zemin üzerine siyah boya yapılmıştır. Caminin sağ beden duvarının orta kemerinin altı ile,orta pencerenin üstünde bir daire içine İhlas suresi istiflenmiştir. İstifin ortası sekizgen yıldız şeklini almıştır. Bu yazının sol üst köşesinde " Sallallahü aleyhi ve sellem" ile, sol üst köşesindeki "Ya ze'l-Celali ve'l- ikram" ibaresi daire içinde sarı zemin üzerine siyah hatla yazılmıştır. Bütün bu yazılar , aynı şekilde karşı beden duvarında da yer almaktadır.Sıva ile yazılmış yazıların hiçbirisinde estetik bir kaygı gözetilmemiştir.

Kitabeler , dünü bugüne bağlayan ,geçmiş hakkında bize bilgi veren ve ışık tutan san'at şaheserleridir. Kitabelerin tespiti okunması ve değerlendirilmesinin yoğun ve sürekli bir çalışmaya ihtiyaç duyduğu su götürmez bir gerçektir. Bu nedenle kitabe metinlerinin mümkün olduğunca desteklenecek bir projeyle gerçek metinlerinin tedkik ve tahlilinin yapılması dah uzun süreli çalışmaları gerktirmektedir. Çivril'de mezar taşı kitabeleri de dahil olmak üzere bütün kitabelerin ,bir eserde toplanıp yayınlanmasının özel de Çivril kültürüne genelde de Türk Kültürüne kazandırılmasının önemi ortadadır.

Her gün birer birer yitirmekte olduğumuz kültür değerlerimizden önemli bir parçası olan kitabelerimizin ciddi araştırmalar sonunda ortaya çıkan yayınlarla kültürümüze kazandırılması ve hiç değilse bu şekilde yaşatılması bizlere düşen en önemli görevlerden biridir.

Kitabelerde sıkça rastladığımız ibarelerden birisi de "Sahib'ül-hayrat ve'l- hasenat" ibaresi "sevap işler, güzel şeyler sahibi " anlamına gelmektedir. Sevap kazanmak için yaptırılan hayırlı işler ,iyilikler; insanların ve diğer canlıların faydalanması amacıyla yaptırılmış eserlerdir. Toplumumuzda hayır ve hasenata verilen öneminn ne kadar zaldığı bu eserlere verilen değerden anlaşılmaktadır.

Aynur MAKTAL - Özkan BİRİM

http://www.yesilcivril.org/