ŞER’İYYE SİCİL DEFTERLERİ’NİN SANAT TARİHİ ARAŞTIRMALARINDAKİ ÖNEMİ

Doç. Dr. Mustafa DENKTAŞ

Sanat Tarihi çalışmaları açısından, Kayseri Şer'iyye Sicil Defterleri'ndeki doğrudan ya da dolaylı bilgiler sayesinde, günümüze ulaşan ve ulaşamayan anıtların hangi yüzyılda faal olduğu, şehrin fiziki gelişimi, banileri, inşa tarihleri, bulunduğu mahalleler, ne zaman, kimin tarafından onarıldıkları, ne kadar vakıf gelirlerinin olduğu, mütevellilerinin kim olduğu, imam, müezzin, zaviyedar,müderris ve diğer görevlilerin ne kadar ücret aldıkları tespit edilebilmektedir. Şer'iyye Sicil Defterleri gibi ana kaynaklarımızın tamamı okunarak değerlendirilmesi yapılamadığı sürece, Türk sanatı, tarihi, kültürü ve diğer bütün alanlarda yapılacak olan çalışmaların tamamı eksik kalacaktır.

Kayseri Şer'iyye Sicil Defterleri'nde, bugüne kadar ismi hiç duyulmamış 200'denfazla cami, mescit, medrese, mektep, mevlevihane, türbe, hankah, zaviye, imaret, kervansaray, han, çarşı, hamam, çeşme gibi pek çok yapının varlığından haberdar olmaktayız. Yine bu defterlerde, günümüze sağlam olarak ulaşabilen yapılardan,100'den fazlası hakkında bilgilere ulaşılabilmektedir. Bu belgelerdeki dolaylı ya da doğrudan bilgiler sayesinde, günümüze ulaşan ve ulaşamayan anıtların hangi yüzyılda faal olduğu, banileri, inşa tarihleri, bulunduğu mahalleler, ne zaman, kimin tarafından onarıldıkları, ne kadar vakıf gelirlerinin olduğu, mütevellilerinin kimlikleri, imam, müezzin, zaviyedar, müderris ve diğer görevlilerin ne kadar ücret aldıkları hakkında önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Ayrıca görevlilerin aldığı ücretler, dönemin ekonomik şartlarını anlayabilmemizde bizlere yardımcı olmakta ve dolayısıyla da eserlerin inşa ve bakımı için harcanan miktarların genel ekonomik durum içerisindeki seviyesini algılayabilmemizi sağlamaktadır.

Yine, incelemiş olduğumuz belgelerden, hiçbir yapının kadıdan izin alınmadan onarılmadığı ve herhangi bir yapının onarımı yapılmadan önce, nerede hangi malzemenin kullanılacağı, malzemenin fiyatı ve işçilik masraflarının önceden yapılan bir keşifle tespit edildiği görülmektedir. Yapılan bu keşiflerde, yapının hangi bölümlerden oluştuğu ve hangi bölümlerinin harap olduğu açıkça belirtilmektedir. Ayrıca yapılacak olan keşiflerde Mimarbaşı, Subaşı ve yetkili ustaların görevlendirilmiş olması, ayrıca hangi tarihlerde kimin mimarbaşı olduğu tespit edilebilmektedir.

Köşk Medresesi'nin hankah mı zaviye mi olduğu ile ilgili belgelerde, bir yapının gerçek kimliğinin tartışılmasıyla karşılaşılmış olması dikkat çekicidir. Yine adı geçen yapının günümüze ulaşamayan bir vakfiyesi ile kitabesinin varlığını, Şer'iyye Sicil Defterlerinden öğreniyoruz.

Şer'iyye Sicil Defterleri sayesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunmayan ve günümüze ulaşamayan birçok yapıya ait vakfiyelerden ve vakıf gelirlerinden haberdar olmaktayız.

Şer'iyye Sicil Defterileri'ndeki belgelerden, Kayseri şehrinde hangi yüzyılda hangi mahallelerin bulunduğu ve hangi yüzyılda şehrin ne yöne doğru geliştiğiyle ilgili önemli bilgiler yer almaktadır. Yine bu belgelerden şehrin fiziksel gelişimini yakından takip etmek

mümkün olmaktadır. Cami ve mescidlerle ilgili belgelerin çoğunluğu, adres tanımları, vakıf gelirleri, mütevelli,imam, müezzin, cüzhan ve ferraş atamaları, imam ve müezzin ve diğer görevlilerin aldıkları ücretlerle ilgilidir. Cami ve mescidlere ait pek çok para vakfının bulunduğu da tespit edilmiştir.Yine bu belgelerden cami ve mescidlerin akşamları mum ve kandille aydınlatıldığı anlaşılmaktadır.

Medrese ile ilgili belgelerin büyük çoğunluğu vakıf gelirleri, mütevelli, müderris atamaları, medresede çalışan görevlilerin aldıkları ücret ve öğrenci sayıları ile ilgilidir.Zaviyeler ve türbelerle ilgili belgeler daha çok mütevelli, şeyh, türbedar, mutassarıf ve vakıf gelirleri ile ilgilidir. Zaviyelerin vakfiyelerinden elde edilen gelirlerin bir bölümünün yoldan gelip geçen misafirlerin yemek yemeleri için ayrıldığı ve bu bilgiden hareketle zaviyelerin yanında mutfaklarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Dört adet tekke ve iki adet Mevlevihane ile ilgili önemli belgelere ulaşılabilmiştir.

Bu belgelerden, Seyyid Burhaneddin tarafından ilk defa inşa edilen Mevlevihane'nin bilinmeyen bir nedenle yıkıldığı, aynı Mevlevihane'nin yerine Bayram Paşa tarafından başka bir Mevlevihane'nin inşa ettirildiği ve adı geçen mevlevihaneye çok zengin vakıfların bırakıldığı anlaşılmaktadır. Yine bu belgelerde, Mevlevihane'de yapılan onarımlarla ilgili bilgilere ulaşılmaktadır.

Hamamların daha çok cami, mescid ve medreselere gelir getirmek için inşa edildikleri, yıllık kiraları ve yapılan onarımlarla ilgili bilgiler tespit edilmektedir.

Ticaret yapılarının daha çok cami, mescid, medrese ve zaviye gibi yapılara gelir getirmek için vakfedildikleri anlaşılmakladır. Ayrıca bu yapılarla ilgili belgelerden, Kayseri'de ticari yapıların bulunduğu mahalleler ile zaman içerisindeki gelişimi ve şehrin her dönemde ticari manada çok faal olduğu görülmektedir. Çeşmelerin inşa edilmeden önce mutlak surette kadıdan izin alındığı, yine bütün çeşmelerin vakıflarının olduğu mevcut belgelerden anlaşılmaktadır. Çeşmelerle ilgili belgelerin büyük çoğunluğu, mütevelli, mirab, nazır atanması, su yolları ve çeşmelerin onarımlarıyla ilgilidir.

Evlerle ilgili belgeler daha çok tereke kayıtlarıyla ilgili olup avlusu, mutfağı, ambarı,kaç katlı, kaç odalı olduğu ve evin diğer bölümleri ile içerisinde kullanılan eşyalarla ilgili önemli bilgilere ulaşılmaktadır.

Sonuç: Şer'iyye Sicil Defterleri, vakfiyeler, tahrir, evkaf, salname, vergi defterleri ile diğer arşiv belgelerinin tamamı okunmadan, Türk sanatı, tarihi, kültürü ve diğer bütün alanlarda yapılacak olan çalışmalar eksik kalacaktır. Eğer yukarıda belirtilen çalışmalar zamanında yapılabilmiş olsaydı, Türk sanatı, tarihi, kültürü ile diğer bütün sosyal bilimleri içine alan alanlarımız, bugün bulunduğu noktadan en az 50 yıl daha ileride olacağı kanaatindeyim.

Ümid ediyorum; tarihimiz, sanatımız ve kültürümüzün ana direklerini oluşturan bu kaynaklarımız, bir an evvel okunarak araştırmacılarımızın hizmetine sunulur.